Düğünde Takılan Takılar Kimin? En Güncel Yargıtay Kararı
Boşanma davalarında, düğün takıları ve ziynet eşyalarının yüksek maddi değerleri nedeniyle ciddi anlaşmazlıklar ortaya çıkabilir. Bu yüzden, düğünde takılan takıların kime ait olduğu ve ziynet davasının nasıl sonuçlanabileceği, boşanma sürecinde sıkça tartışılan konulardan biridir. Ziynet eşyalarına ilişkin talepler, boşanma davası sırasında ileri sürülebileceği gibi, boşanma kararı sonrasında da ayrı bir dava açılarak talep edilebilir.
İçindekiler
ToggleZiynet Eşyası Nedir? Ziynet eşyası paylaşımı
Ziynet Eşyası Paylaşımı Ziynet eşyaları, kolye, yüzük, bileklik, altın kemer, kelepçe bileklik ve küpe gibi birçok takıyı kapsar. Yargıtay, ziynet eşyasının tanımını genişleterek, çeyrek, yarım ve tam altın gibi eşyaları da ziynet davasında talep edilebilecek eşyalar arasında değerlendirmektedir.
DÜĞÜNDE TAKILAN ALTINLAR KİMİN?
- Erkeğe takılan altınlar kimin? 2024
- Kadına takılan takılar kime aittir?
- Boşanma davasında takılan takılar kime verilir?
- Boşanma davasında takılan takıların durumu ne olur?
- Düğün takıları kimin hakkıdır?
- Düğünde takılan ziynet eşyaları ve paralar kimin olur?
- Boşanma durumunda düğünde takılanlar kime aittir?
- Boşanma halinde ziynet ve çeyiz eşyalarının hukuki durumu?
Bu soruların hepsinin cevabı Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2023/5704 E. ve 2024/2402 K. sayılı dosyasıyla cevaplanmıştır. Karar içeriği aşağıda paylaşılmıştır.
Kanunlarımızda düğünde takılan takıların kime ait olduğuna dair net bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu belirsizlik, boşanma ve ziynet eşyası davalarında ciddi tartışmalara yol açmaktadır. Ziynet eşyalarının kime ait olduğuna dair açık bir bilgi olmadığından, taraflar taleplerini belirlerken belirsizlik yaşamaktadır. Yargıtay’ın içtihatlarına göre, düğünde takılan ziynet eşyalarının genellikle kadına ait olduğu kabul edilse de her somut olayın kendine özgü koşullarına göre farklı değerlendirmeler yapılabilmektedir. Bu nedenle, düğün takılarıyla ilgili yasal düzenlemelerin eksikliği, taraflar arasında anlaşmazlıklara neden olmakta ve bu konuda Yargıtay’ın kararları yönlendirici rol oynamaktadır.
EN GÜNCEL YARGITAY KARARI
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2023/5704 E. ve 2024/2402 K. sayılı dosyasıyla
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı karşı davalı kadın vekili temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz Sebepleri
Davacı karşı davalı kadın vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrarla Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kusur, reddedilen tazminat ve yoksulluk nafakası ile tedbir ve iştirak nafakalarının miktarı, ziynet alacağı talebinin reddi ve vekâlet ücretine ilişkin tamamlama kararı yönünden kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflarca açılan karşılıklı boşanma davasında taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamında imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik bulunup bulunmadığı, kadına yüklenen kusurlu davranışların gerçekleşip gerçekleşmediği, kadının tazminat ve yoksulluk nafakası talebinin yerinde olup olmadığı, çocuk için hükmedilen nafakaların hakkaniyete ve dosya kapsamına uygun olup olmadığı ve ziynet alacağı talebinin reddinin isabetli olup olmadığı buna bağlı olarak erkek lehine takdir edilen vekâlet ücreti noktasında toplanmaktadır.2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Kanun’un 4 üncü, 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası,169 uncu, 174 üncü, 175 inci, 182., 220., 330. maddeleri. 6100 sayılı Kanun’un 323’üncü, 326’ncı, 370 inci ve 371 inci maddeleri. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 50, 51 inci maddeleri.3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı karşı davalı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir .2. Ziynet; altın, gümüş gibi kıymetli madenlerden yapılmış olup; insanlar tarafından takılan süs eşyası olarak tanımlanmaktadır (Yılmaz, E., Hukuk Sözlüğü, Ankara 2011, s. 1529). Ziynet eşyasını evlilik münasebetiyle gelin ve damada verilen hediyeler olarak tanımlamak mümkündür. Bu bağlamda, bilezik, altın kelepçe, kolye, gerdanlık, takı seti, bileklik, saat, küpe ve yüzük gibi takılar, ziynet eşyası olarak kabul edilmektedir (Sağıroğlu, M.Ş., Ziynet Davaları, İstanbul 2013, s.3).
3.Bu noktada “kişisel mal” kavramının yasal olarak nasıl düzenlendiği üzerinde durulmalıdır:
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 220 nci maddesinde;
“Aşağıda sayılanlar, kanun gereğince kişisel maldır:
1. Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya,
2. Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri,
3. manevî tazminat alacakları,
4. Kişisel mallar yerine geçen değerler.”
kişisel mal olarak sayılmıştır. Bu noktada belirtilmelidir ki, eşlere ilişkin her türlü giyim eşyası, mücevher, saat, takılar, spor araç ve gereçleri, cep telefonları, gözlük, makyaj malzemesi gibi sadece kişisel kullanıma yönelik kural olarak taşınırlardan oluşan, istisnai olarak taşınmaz mallar 4721 sayılı Kanunun 220 inci maddesinin birinci fıkrasına göre o eşin kişisel malıdır (Dural, M., Öğüz T., Gümüş M.A., Türk Özel Hukuku, C.III, Aile Hukuku, s.218).5. Dairemizin önceki içtihatları, “aksine bir anlaşma ya da örf âdet kuralı olmadığı takdirde, düğünde kim tarafından hangi eşe ne verilirse verilsin, ne takılırsa takılsın (ziynet eşyası, altın, döviz, TL vs.) bunların hepsi kadına ait sayılır” yönündeydi. Ancak toplumuzun gelenek ve göreneklerinin zamanla değişikliğe uğraması, ekonomik ve hukuksal ilişkilerin dinamik yapısı ve özellikle; düğünlerde kadına özgü ziynet eşyalarının dışında, ortak bir yaşam kurma aşamasında olan eşlere maddî katkı sağlamak amacıyla, ekonomik değeri olan başka şeylerin de takılması/verilmesi, dikkate alınarak, düğünde eşlere takılan/verilen ve ekonomik değeri olan eşyalarla ilgili davalarda, Dairemizin içtihatlarında değişikliğe gidilmesi zorunluluğu doğmuştur. Bu konuda Dairemizin ilkesel nitelikteki yeni görüşüne göre; “Taraflar arasında ziynet eşyalarının paylaşımı konusunda anlaşma mevcut ise paylaşım bu anlaşmaya göre gerçekleştirilir. Ziynet eşyalarının paylaşımı konusunda taraflar arasında anlaşma bulunmadığı takdirde yerel örf ve adetin varlığı iddia ve ispat edilirse bu kurala göre paylaşım gerçekleştirilir. Aksi takdirde erkeğe ve kadına takılan/verilen ve ekonomik değer taşıyan her şey kural olarak kendilerine aittir. Ne var ki takılar içinde karşı cinse özgü (kadına ya da erkeğe özgü) bir şey varsa o cinse verilmiş sayılır. Özgü olma konusunda çekişme varsa ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi yapılmalıdır. Bilirkişi incelemesi sonucunda o şeyin her iki cinse özgü olduğu belirlenmişse o şey takılan/verilen eşe ait olur. Takı sandığı/torbasına konulan ekonomik değer taşıyan şeyin aidiyeti konusunda; konulan şey kadına ya da erkeğe özgü bir şey ise o cinse verilmiş sayılır, o şeyin her iki cinse özgü olduğu belirlenmişse ortak kabul edilmelidir” yönündedir. Uyuşmazlık, tarafların iddia ve savunmaları da dikkate alınarak bu ilkeler doğrultusunda çözülmelidir.
6.Hemen belirtilmelidir ki, ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. (6100 sayılı Kanun m.190) Diğer taraftan 4721 sayılı Kanunun 222 inci maddesinin birinci fıkrasında da yine aynı Kanunun 6 ncı maddesi ile paralellik gösteren “Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür” şeklindeki düzenleme ile de ispat yükünün kime ait olduğu hususu gösterilmiştir. Ziynet alacağı davalarında da olağan olan kadına özgü ziynet eşyalarının kadın eşin himayesinde bulunmasıdır. Bunun aksini iddia eden kadın eş iddiasını ispatla mükelleftir. Ziynet eşyası davasında dava konusu altınların varlığı ve bu altınların kadın eşte olmadığı şüpheye yer vermeyecek şekilde ispatlanmalıdır.
7.Diğer yandan, “Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir” (6100 sayılı Kanun m. 26/1)
8.Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, davacı karşı davalı kadın dava dilekçesinde, evlendikten sonra evleri olmadığı için erkeğin ailesinin yanında kaldıklarını, erkeğin ailesinin müvekkilin düğün takılarını istediğini, “bizde kalsın, geri vereceğiz” dediklerini ama iade edilmediğini ileri sürerek gramları farklılık gösteren 24 adet bilezik, 35 çeyrek altın, 4 yarım, 6 tam altın ve 3 gremse diye tabir edilen ziynetlerin iadesini, bu mümkün değilse bedelinin iadesini talep etmiş, davalı karşı davacı erkek ise cevap dilekçesinde ziynetlerin kadının uhdesinde olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
9. Davacı karşı davalı kadının delil olarak sunduğu ve erkek tarafından inkar edilmeyen mesaj kayıtlarına göre de kadının erkekten altınlarını getirmesi istendiğinde erkeğin “söz getireceğim, bıktım artık bu konudan yeter” dediği anlaşılmıştır. Davalı karşı davacı erkek, 03.11.2022 tarihli dilekçede bu mesaj kayıtlarından sonraki bir tarihte bileziklerin teslim edildiğini ve ziynetlerin kadında olduğunu beyan etmiştir. Bu durumda ispat yükü yer değiştirerek erkeğe geçmiş olup davalı karşı davacı erkek ziynetlerin uhdesinde olmadığını ve kadına iade edildiğini sunulan delillerle ispatlayamamıştır. O halde, talebe konu edilen ve dilekçeler aşamasındaki iddia ve savunmalar ile özellikle davalı karşı davacı erkeğin dava konusu ziynetlerle ilgili aidiyet savunması da bulunmadığı dikkate alınarak ziynet eşyaları yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ziynet alacağı davası yönünden KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının ziynet alacağı davasının reddi ile buna yönelik vekâlet ücreti yönünden BOZULMASINA,
3.Yukarıda (1) numaralı paragrafta belirtildiği üzere temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının
bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerin 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.04.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verilmiştir.
Yargıtay, düğünde takılan altınların kime ait olacağına dair süregelen tartışmalara son noktayı koyarak, bu takıların kime takıldıysa o kişide kalması gerektiğine hükmetti. Ziynet eşyalarına ilişkin bu karar, emsal niteliği taşımaktadır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, verdiği kararda, ziynet eşyalarının paylaşımında taraflar arasında bir anlaşma olmadığı takdirde, örf ve adetlerin göz önünde bulundurulması gerektiğine, bunların olmadığı durumlarda ise takıların takıldığı kişiye ait sayılacağına karar vermiştir.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Düğünde Takılan Takılar Kime Aittir?
Yargıtay’ın yeni ilke kararına göre (Yargıtay 2. HD 2023/5704 E. ve 2024/2402 K. sayılı kararı), eşler arasında aksi bir anlaşma ispatlanmadıkça ya da yerel örf ve adetler bunu gerektirmediği sürece, düğünde takılan takılar her iki eşe de aittir. Bu nedenle, hem erkeğin hem de kadının bu takılarda hakkı vardır. Ancak, belirli bir cinsiyete özgü olan takılar (örneğin, erkek kol saati veya kadın bileziği) yalnızca ilgili eşe ait sayılacaktır.
Düğün Takıları Nasıl Geri Alınır?
Düğünde takılan ziynet eşyaları ve para gibi değerler, evlilik sırasında ortak harcamalarda kullanılmış olsa bile, boşanma durumunda bir eş tarafından diğerinden talep edilebilir. Ziynet eşyalarının iadesi mümkünse aynen yapılabilir, ancak aynen iade mümkün değilse, bedel olarak talep edilebilir.
Erkek Eş Ziynet Eşyası Talep Edebilir Mi?
Yargıtay kararlarına göre, erkek eşin de kadın eşten ziynet eşyası talep etmesi mümkündür. Son dönemde verilen Yargıtay kararlarında, genel kuralın aksini gösteren bir anlaşma veya örf ve adetler mevcutsa, erkeğin de ziynet eşyalarının iadesini talep edebileceği belirtilmiştir. Ayrıca, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2023/5704 E. ve 2024/2402 K. sayılı kararında, erkeğe takılan takıların erkeğe ait olduğu ifade edilmiştir.
Ziynet Eşyalarının Diğer Eşte Olduğu Nasıl Kanıtlanır?
Ziynet eşyaları taşınabilir ve saklanabilir nitelikte olduklarından, evden ayrılmayı planlayan kadının bu eşyaları önceden götürmesi ve saklaması mümkündür. Bu sebeple, aksine delil olmadığı sürece, ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğu varsayılır. Ancak, bu durum, hukuka uygun her türlü delille çürütülebilir.
Anlaşmalı Boşanma ile Ziynet İadesi Mümkün mü?
Düğünde takılan ziynet eşyaları ve paraların aynen veya bedel olarak iadesi, anlaşmalı boşanma protokolünde net bir şekilde düzenlenebilir ve bu sayede ayrıca bir dava açmaya gerek kalmadan taraflar arasındaki uyuşmazlık çözülebilir.
AKLINIZA TAKILAN SORULARI SORABİLİRSİNİZ
