Arkadaşa Borç Verdim Alamıyorum Ne Yapmalıyım?

Borçlu ödeme yapmadığında başlatılabilecek icra işlemleri

Arkadaşlık ilişkilerinde verilen borçların geri alınamaması, hukuki boyutun çoğu zaman göz ardı edilmesi nedeniyle sık karşılaşılan bir sorundur. Yazılı bir belge düzenlenmediği için kişiler genellikle “Ne yapabilirim?” kararsızlığı yaşar. Bu noktada “arkadaşa borç verdim alamıyorum ne yapmalıyım?” sorusunun hem hukuki zemini hem de uygulanabilir çözümleri bulunmaktadır.

Arkadaşa borç verdim alamıyorum durumunda izlenecek hukuki yollar

1. İlk Aşamada Dostane Görüşme Yapın

Borç ilişkisi her ne kadar hukuki bir işlem olsa da taraflar arkadaş olduğunda iletişim çoğu zaman çözüm getirir. Bu nedenle:

  • Borcu açık bir dille hatırlatın.
  • Ödeme tarihi talep edin.
  • Ödeme planı önerin.
  • Yapılan yazışmaları saklayın.

Bu aşama hem hukuki delil yaratır hem de borçlunun samimiyetini anlamanızı sağlar.

2. Yazılı Delil Oluşturmayı İhmal Etmeyin

Türk Borçlar Kanunu’na göre yazılı deliller alacağın ispatında kritik öneme sahiptir.
Eğer borç sözlü verildiyse, sonradan yazılı hale getirilebilir:

  • Mesaj, e-posta, sosyal medya üzerinden yapılan borç hatırlatmaları,
  • Banka dekontunda “borç” açıklaması,
  • Taraflar arasında geçen teyit konuşmaları.

Bu nedenle “arkadaşa borç verdim alamıyorum ne yapmalıyım?” sorusunun en önemli yanıtlarından biri, geç de olsa yazılı delil üretmek olmalıdır.

3. Noter İhtarnamesi Gönderin (Şart Değil)

Dostane girişimler sonuç vermiyorsa, resmi bir adıma geçmek gerekir. Noter ihtarnamesi:

  • Borcun resmen talep edildiğini gösterir,
  • Borçluya süre verir,
  • Hukuki sürecin başlangıcı niteliğindedir.

Bu adım çoğu borçlunun ödeme yapmasına sebep olur; çünkü işin hukuki boyuta taşındığını açıkça gösterir.

4. İcra Takibi ve Dava Süreci

Ödeme hâlâ yapılmazsa, elinizdeki delillerle ilamsız icra takibi başlatabilirsiniz.
Borçlu takibe itiraz ederse, alacak davası açılır.
Elinizde:

  • Dekont,
  • Yazışmalar,
  • Noter ihtarı
    gibi deliller varsa, sürecin olumlu sonuçlanma ihtimali yüksektir.
Elden verilen borcun ispatı ve geri alınması

Borç Verirken Yapılan En Yaygın Hatalar

Borç verme ilişkileri, özellikle arkadaşlar veya yakın çevre içinde gerçekleştiğinde çoğu zaman hukuki güvence ikinci plana atılır. Ancak hukuki temeli zayıf şekilde verilen borçlar, tahsil sürecinde ciddi sorunlara yol açar. Bu nedenle borç verirken yapılan en yaygın hatalar, hem hukuki açıdan hem de pratik olarak bilinmeli ve doğru şekilde yönetilmelidir.

  1. Yazılı Sözleşme Düzenlememek

En kritik hata, borç verme işlemine ilişkin yazılı bir belge düzenlenmemesidir.
Borç ilişkisi tamamen güvene dayanarak yürütülür ve ileride yaşanan anlaşmazlıklarda ispat sorunu ortaya çıkar.

  • Basit bir borç sözleşmesi,
  • Borç senedi (bono),
  • EFT/havale açıklaması
    gibi araçlar ispat yükünü büyük ölçüde kolaylaştırır.
  1. Ödeme Tarihini Belirlememek

Borç verilirken en çok göz ardı edilen konulardan biri, ödenme vadesinin netleştirilmemesidir.

  • “Müsait olunca ödersin”,
  • “Zamanı gelince konuşuruz”
    gibi belirsiz ifadeler gelecekte uyuşmazlığa sebep olur.

Vade belirlenmesi, hem tarafların beklentilerini netleştirir hem de hukuki süreçte önem taşır.

  1. Borcun Amacını Belirtmemek (Aşağıda detaylı açıklanmıştır ve Yargıtay Kararı paylaşılmıştır)

Borcun neden verildiği, ileride doğacak ihtilaflarda önemli bir unsur olabilir.

  • “Borç para” açıklaması yerine,
  • “X kişisine borç – ödünç para” gibi net ifadeler önemlidir.

Açıklama olmayan transferler, “hibe” (karşılıksız verme) iddiasına bile konu olabilir.

    4. Borç Verilen Kişinin Bu Borcu Ödeme Gücü Var mı Yok mu Diye Düşünmemek 

Bir başka yaygın hata, karşı tarafın ödeme gücü değerlendirilmeden borç verilmesidir.

  • Borçlunun gelir durumu,
  • Maddi yükümlülükleri,
  • Borç ödeme geçmişi
    göz önünde bulundurulmadan yapılan borç verme işlemleri risk taşır.

     5. Tanık veya Üçüncü Kişi Kaydı Almamak

Her durumda zorunlu olmasa da tanık veya üçüncü kişi gibi ek teyit unsurları, gerektiğinde önemli bir delil niteliği taşır.
Mesajlaşma, yazılı teyit veya üçüncü kişiye yapılan bildirimler bile süreci güçlendirir.

     6. Faiz, Masraf ve Temerrüt Koşullarının Belirlenmemesi

Borç ilişkilerinde faiz veya gecikme şartları belirtilmediğinde borçlunun yükümlülüğünü ihlal etmesi hâlinde ek talepler sorunlu hale gelir. Basit bir sözleşmeye şu unsurlar eklenebilir:

  • Vade,
  • Gecikme faizi,
  • Ödeme yöntemi ve planı.

Açıklamasız Havale Borcu İspatlamaz: Yargıtay’dan Borç İlişkisinde Delil ve İspat Ölçütleri Üzerine Önemli Yargıtay Kararı

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 2014/28725 Esas, 2015/20230 Karar ve 15.06.2015 Tarihli Kararı

“…Davacı, davalı ile aralarında 2008-2011 yılları arasında evlenmek maksadıyla arkadaşlıkları olduğunu, bu süre içerisinde davalıya banka havalesi yoluyla toplam 50.000 TL davalıya borç para gönderdiğini, 

Banka dekontunda borç ibaresinin ispat gücü

12.000 TL sinin ödendiğini ancak bakiye 38.000 TL borcun ödenmediğini ileri sürerek başlattığı takibe vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı, havaleleri davacının borcuna mahsuben gönderildiğini savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, havaleler yazılı delil başlangıcı kabul edilerek, tanık beyanları ve GSM hattı üzerinden gönderilen yazılı mesaj kayıtları (SMS) ile borç sözleşmesinin kanıtlandığı, davalının davacıya 7.6.2011 tarihinde gönderdiği SMS kaydında da davacıya 36.000 TL borcu kabul ettiği, 12.000 TL ödemenin de borçtan düşüldüğünde bakiye 24.000 TL borcun kaldığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, davalının takibe vaki itirazın kısmen iptali ile 24.000 TL üzerinden takibin devamına karar verilmiş; hüküm, davalı yanca temyiz edilmiştir. Dava, davacı tarafından davalı hesabına gönderilen paraların borç gönderildiği iddiasına dayalı itirazın iptali davasıdır. Davacının davasına dayanak yaptığı banka makbuzları, davalı hesabına yapılan havaleyi göstermektedir. Havale üzerinde bu paranın borç olarak verildiğine dair bir açıklama yoktur. Somut olayda davacının dayandığı belge yalnız başına borç verildiğini ispata yeterli değildir. Zira, kural olarak havale bir ödeme aracı olup, havale belgesinde paranın borç olarak gönderildiğinin belirtilmesi gereklidir. Aksi halde gönderilen havalenin bir borcun ödenmesi amacıyla gönderildiği karine olarak kabul edilmelidir. Borç ödeme belgesi olan havale nedeni ile alacaklı olduğunu davacı ispat etmelidir. Zira havalenin yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilmesi mümkün olmayıp bu uyuşmazlıkta miktar itibari ile tanık dinlenilemez. Her ne kadar hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davalının davacıya gönderdiği 7.6.2011 tarihli SMS kaydını 6100 sayılı HMK’nın 199. Maddesi gereğinde “belge” olduğu ve bu kayıt ile davalının 36.000 TL lik borcu kabul ettiğini değerlendirilmiş ise de, dava 11.4.2012 tarihinde açılmış olup dava tarihi itibariyle 6100 sayılı HMK yürürlükte olmadığı gibi, sözü edilen SMS kaydı hakkında davalının açık bir kabulü de bulunmamaktadır. Davalının açık muvafakati bulunmadığından olayda miktar itibariyle tanık da dinlenemez. Bu durumda, davacı iddiasını yasal deliller ile kanıtlayamamıştır. Öyle ise davacı, hesaptan gönderdiği borç paraya ilişkin davasını yasal deliller ile ispatlayamamış ise de, dava dilekçesinin 7.sırasında açıkça “yemin” deliline de dayandığı anlaşıldığından davacıya yemin hakkı hatırlatılarak neticesine göre dava ile ilgili bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, hükmün bozulmasını gerektirir…”

Kararın Kısa Özeti (Maddeler Hâlinde)

Davacı, davalı ile evlilik amaçlı ilişki döneminde toplam 50.000 TL gönderdiğini, bunun borç olduğunu, 12.000 TL’nin ödendiğini, kalan 38.000 TL’nin ödenmediğini ileri sürerek itirazın iptalini talep etmiştir.

Davalı, gönderilen paraların kendi alacağının tahsili mahiyetinde olduğunu savunmuştur.

Yerel Mahkeme:

  • Banka havalelerini yazılı delil başlangıcı saymış,
  • Tanık beyanlarını ve SMS mesajlarını değerlendirmiş,
  • SMS’te davalının borcu kabul ettiği kanaatine varmış,
  • Davanın 24.000 TL üzerinden kabulüne karar vermiştir.

Yargıtay:

  • Banka havalesinin üzerinde borç olduğuna dair açıklama yoksa, bunun “borç gönderme” değil “borç ödeme” karinesi taşıdığını belirtti.
  • Bu nedenle havalenin tek başına borcu ispatlamaya yeterli olmadığını ifade etti.
  • Havale bu durumda yazılı delil başlangıcı olarak da kabul edilemez.
  • Dava tarihine göre HMK 199 (SMS’in belge sayılması) uygulanamayacağı için SMS delili de geçerli kabul edilmedi.
  • Miktar itibarıyla tanık dinlenmesi mümkün olmadığına hükmetti.
  • Ancak davacı dava dilekçesinde yemin deliline dayanmış olduğundan, yemin teklif hakkı hatırlatılarak karar verilmesi gerektiği belirtildi.

Bu gerekçelerle mahkeme kararı bozulmuştur.

Hukuki Değerlendirme ve Yorum

  1. Havale Borç İspatı İçin Yeterli Değildir
    Karar, para transferinin açıklamasız yapılması hâlinde bunun borç verme değil, borç ödeme karinesi doğurduğunu bir kez daha netleştirmektedir. Açıklamasız gönderilen paranın “borç” olduğunu iddia eden kişi bunu yazılı delille ispatla yükümlüdür.
  2. Havale Yazılı Delil Başlangıcı Sayılmaz
    Yargıtay, açıklamasız bir havalenin borç verildiğini gösteren bir “yazılı delil başlangıcı” sayılamayacağını ifade ederek ispat ölçüsünü ağırlaştırmıştır.
  3. SMS’in Belge Niteliği Dava Tarihine Göre Değerlendirilir
    HMK 199 uyarınca SMS’in belge sayılması, kanunun yürürlük tarihinden önce açılan davalara uygulanamaz. Dolayısıyla sözleşme veya borç ilişkisini ispatta dijital verilerin kullanılabilirliği olayın tarihine göre değişebilir.
  4. Tanık Delili Kullanılamaz (Miktar Sınırı Nedeniyle)
    Para transferi yüksek meblağlı olduğundan, karşı tarafın açık muvafakati yoksa tanıkla ispat mümkün değildir. Bu, borç veren açısından ciddi bir risk oluşturur.
  5. Yemin Delili Son Çare Niteliğindedir
    Davacı, yemin deliline dayandığı için mahkemenin bu hakkı kendisine hatırlatması gerekirdi.
    Yargıtay, ispat imkânı kalmayan durumlarda yemin delilinin kritik önemine dikkat çekmiştir. Borç verilen kişinin inkâr etmesi hâlinde yazışmalar, dekont açıklamaları ve gerektiğinde yemin delili devreye girer.
  6. Borç Verme İşlemlerinde Açıklama Yazmanın Önemi Pekiştirilmiştir
    Paranın borç olarak gönderildiği iddiasının kabulü için açıklama kısmına “borç verilmiştir” veya benzeri açık ifadelerin yazılması gerekliliği bu kararla yeniden vurgulanmaktadır.
WhatsApp konuşmalarının borç delili olarak kullanılması

Borç İspat Yöntemleri Nelerdir?

Borç ilişkilerinde en kritik aşama, alacağın hukuken ispat edilebilir olmasıdır. Türk Hukukunda ispat yükü, borcun varlığını iddia eden tarafa aittir. Bu nedenle “Borç ispat yöntemleri nelerdir?” sorusu, hem alacaklı hem de borçlu açısından belirleyici bir öneme sahiptir. Aşağıda borcun ispatında kullanılan başlıca yöntemler, uygulamadaki karşılıklarıyla birlikte ele alınmıştır.

  1. Yazılı Sözleşmeler ve Belgeler

Borç ilişkisini ispatlamanın en güçlü yolu yazılı belgedir.
Geçerliliği en yüksek deliller şunlardır:

  • Borç sözleşmesi
  • Senet (bono)
  • İmza içeren beyanlar
  • Alacak sözleşmeleri
  • Protokol veya taahhütname

HMK uyarınca yazılı delil, alacağın varlığını doğrudan ortaya koyar ve uyuşmazlıkta en güvenilir kaynak olarak kabul edilir.

  1. Banka Dekontları ve Havale Açıklamaları

Para transferlerinde:

  • “Borç”,
  • “Ödünç”,
  • “Verilen borç tutarı”
    gibi açıklamalar yer alıyorsa, bu kayıtlar alacağın ispatında güçlü bir delil niteliğindedir.

Açıklama bulunmasa dahi, taraflar arasındaki yazışmalarla birlikte yorumlandığında delil değeri kazanabilir.

  1. Yazılı Mesajlaşmalar (WhatsApp, SMS, E-posta)

Uygulamada en çok kullanılan ispat yöntemlerinden biridir.

  • Borcun verildiğine,
  • Borcun kabul edildiğine,
  • Ödeme vaadine,
  • Vade belirlenmesine
    ilişkin tüm mesajlar delil olarak kullanılabilir.

Yargıtay, dijital yazışmaları “hukuki delil başlangıcı” olarak kabul etmekte ve diğer delillerle birlikte değerlendirmektedir. 

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2023/2986 E. , 2024/1491 K. , 30/04/2024

“…davacı delil olarak Whatsapp mesajlarına da dayandığından, 6100 sayılı HMK’nın 199 uncu maddesinde yer alan düzenleme gereğince Whatsapp mesajlarının da belge olarak kabul edildiği, HMK’nın 202 nci maddesine göre de, senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebileceği, whatsapp mesajlarının da delil başlangıcı olarak kabul edildiği (Bkz. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 08.09.2015 tarihli ve 2015/28467 E., 2015/26584 K., 03.04.2014 tarihli ve 2014/5149 E., 2014/10114 K. sayılı içtihatları vb.)…”

  1. Noter İhtarname­si

Noterden gönderilen ihtarname:

  • Borcun resmen talep edildiğini,
  • Borçlunun borcu kabul ettiğini veya cevap vermesi gerektiğini,
  • Temerrüdün doğduğunu
    kanıtlamak için kullanılır.

Borcun varlığına ilişkin açık veya zımni kabul içeren cevaplar güçlü delil sayılır.

  1. Tanık Beyanları

Türk Hukukunda kural, para borçlarının yazılı delille ispatıdır.
Ancak:

  • Delil başlangıcı varsa,
  • Taraflar tacir değilse,
  • Borç küçük miktardaysa,
    tanık beyanlarına başvurulabilir.

Özellikle taraflar arasındaki borç ilişkisinin fiilen gerçekleştiği durumlar tanıklarla desteklenebilir.

  1. Ses ve Görüntü Kayıtları (Hukuka Uygun Şartlarda)

Karşı tarafın rızasıyla yapılan ses veya görüntü kayıtları geçerli bir delildir.

Ancak hukuka aykırı elde edilen kayıtlar kural olarak delil kabul edilmez; yalnızca sınırlı istisnalarda (meşru savunma niteliğinde) kullanılabilir.

  1. Üçüncü Kişilere Yapılan Beyanlar

Taraflardan birinin üçüncü kişilere verdiği borcu kabul eden ifadeler, hukuki süreçte destekleyici delil olarak kullanılabilir.
Örneğin:

  • “Borcumu ödeyeceğim” şeklindeki açıklamalar,
  • Grup mesajlarında yapılan ödeme taahhütleri,
  • Ortak tanıdıklar üzerinden verilen teyitler.

“Borç” Açıklamalı Olarak Gönderilen Para Delil Sayılır mı?

Borç ilişkilerinde en sık tartışılan konulardan biri, banka üzerinden gönderilen paranın açıklama kısmına yazılan ifadelerin hukuken delil niteliği taşıyıp taşımadığıdır. Bu nedenle “Borç” açıklamalı olarak gönderilen para delil sayılır mı? sorusu, özellikle ispat yükü açısından kritik öneme sahiptir.

EFT/Havale açıklamasında “borç”, “ödünç”, “borç verme”, “verilen borç tutarı” gibi ifadelerin bulunması, gönderilen paranın hukuki niteliğini belirgin hale getirir.

Bu açıklamalar:

  • Borç verildiğinin,
  • Paranın hibe (karşılıksız bağış) olmadığının,
  • Ödemenin ticari bir işlemden kaynaklanmadığının
    ispatında önemli rol oynar.

“Borç” Açıklaması Her Zaman Kesin Delil Sayılır mı?

Hayır.
Borçlunun iddiaları veya olayın özellikleri delil niteliğini zayıflatabilir. Örneğin:

  • Paranın başka bir amaçla gönderildiği ileri sürülürse,
  • Taraflar arasında ticari bir ilişki varsa,
  • Transferin borç dışında bir işleme dayandığı iddia edilirse,
    mahkeme tüm delilleri birlikte inceler.

Bu nedenle “borç” açıklaması kesin delil değil, güçlü delil niteliğindedir. Aşağıdaki Yargıtay Kararında “borç” açıklamalı dekontun delil olarak kullanılabileceği yazmaktadır.

Havale Dekontunun Açıklama Kısmında Borç İbaresi Yer Alıyorsa, Bunun Borç İlişkisi Kanıtı Olarak Değerlendirilmesi Gerektiğiyle Alakalı Yargıtay Kararı

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 2019/342 Esas ve 2020/2100 Karar sayılı kararı;

“…İlk derece mahkemesince icra takibine ve davaya konu edilen dayanak banka dekontu incelenerek banka dekontlarındaki transfer sebebinin anlaşılamadığı ve yazılı belge sunulmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Oysa ki, dosyaya sunulan banka dekontunda işlem açıklamasında borç olduğu yazılı olduğu gibi aynı belgenin okunaklı sureti istinaf aşamasında da dosyaya sunulmuş yine bankanın cevabi yazısında gönderilen ekstrelerde de … hesabından … hesabına borç ibaresi yazılmak suretiyle havale yapıldığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla ilk derece mahkemesinin dekonttaki borç ifadesini ödünç verme olgusunu ispatlamadığından bahisle davanın reddine yönelik vermiş olduğu karar yerinde değildir. Açılan dava itirazın iptali davası olup icra dosyasındaki değer 56.000,00 TL olarak gösterilmiş ve dayanak banka dekontları 15/10/2015 tarihli dekontun 54.000,00, TL’lik banka dekontun açıklama kısmında borç ibaresinin bulunduğu görülmüş, 21/09/2015 tarihli dekontun açıklama kısmında ise herhangi bir ibarenin bulunmadığı anlaşıldığından ise 2.000,00 TL’lik talep yönünden davacının iddiasını ispatlayamadığının kabulü gerekir.” denilerek kısmen kabul edilip, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davalıların, Bozüyük İcra Müdürlüğünün 2016/231 Esas sayılı icra dosyasına yapmış oldukları itirazın 54.000,00 TL asıl alacak yönünden iptaline, bu miktar üzerinden takibin devamına, fazlaya yönelik istemin reddine karar verilmiş; hüküm, davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
Dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesiyle yapılan inceleme sonucunda, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına ve özellikle somut olayın özelliğine göre, Bölge Adliye Mahkemesi kararında bir isabetsizlik bulunmadığından davalılar vekilinin bu karara yönelik temyiz itirazlarının reddiyle kararın onanması gerekir…”

Kararın Kısa Özeti (Maddeler Hâlinde)

İlk derece mahkemesi, banka dekontlarında transfer gerekçesinin anlaşılamadığı ve yazılı delil sunulmadığı gerekçesiyle davayı reddetti.

Oysa dosyada mevcut dekontlarda, özellikle 15/10/2015 tarihli 54.000 TL’lik dekontun açıklama kısmında açıkça “borç” ibaresi bulunduğu görüldü.

Aynı dekontun okunaklı nüshası istinaf aşamasında sunuldu ve banka ekstrelerinde de paranın “borç” açıklamasıyla gönderildiği teyit edildi.

Bu nedenle, ilk derece mahkemesinin “borç ibaresi ödünç verildiğini kanıtlamaz” gerekçesi yerinde görülmedi.

21/09/2015 tarihli 2.000 TL’lik havalenin açıklama kısmında herhangi bir ibare olmadığı için bu kısım yönünden davacının iddiasını ispat edemediği kabul edildi.

Bölge Adliye Mahkemesi, davayı kısmen kabul ederek,

  • 52.000 TL yönünden itirazın iptaline,
  • Takibin bu miktar üzerinden devamına,
  • 2.000 TL yönünden talebin reddine karar verdi.

Davalıların temyiz istemi üzerine Yargıtay, BAM kararında hukuka aykırılık bulunmadığını belirterek kararı onadı.

Hukuki Değerlendirme ve Yorum

  1. Dekont Açıklamasındaki “Borç” İbaresinin İspat Gücü
    Bu karar, banka dekontunun açıklama kısmında yer alan “borç” ibaresinin ödünç ilişkisinin yazılı delili olarak kabul edilebileceğini net biçimde ortaya koymaktadır. Açıklama kısmında borç ifadesinin bulunması, para transferinin nedenini ortaya koyduğu için ispat kolaylığı sağlar.
  2. Açıklamasız Transferlerde İspat Zafiyeti Devam Eder
    2.000 TL’lik açıklamasız dekont yönünden davacının iddiasını ispatlayamamış sayılması, açıklamasız para transferlerinde borç ilişkisi iddiasının tanık dahil başka delillerle güçlendirilmesi gerektiğini bir kez daha göstermektedir.
  3. İlk Derece Mahkemesinin Belgeyi Yeterince Değerlendirmemesi Bozma Sebebi Olabilir
    Mahkeme, dekonttaki açıklamayı göz önüne almadan karar verdiği için hüküm doğru bulunmamış; istinaf ve Yargıtay, belge incelemesinin yetersiz olduğu sonucuna ulaşmıştır. Bu durum, hâkimin delilleri eksiksiz inceleme yükümlülüğünü hatırlatır.
  4. İtirazın İptalinde Belge Değeri Kritik Önemdedir
    Özellikle ilamsız takiplerde dekont açıklaması, borcun varlığını doğrudan destekleyen yazılı delil niteliğinde olduğundan, takip hukuku açısından belirleyici rol oynar.
  5. Yargıtay’ın Onama Kararı, Borç Açıklamalı Havalenin Delil Niteliğini Güçlendirmektedir
    Bu onama, borç ibareli dekontların ödünç sözleşmesi ispatında güvenilir ve kabul edilebilir yazılı delil olduğunu doğrular niteliktedir.

EFT ile Borç Para Verdim, Geri Alabilir miyim?

Bankacılık yoluyla para göndermek artık en yaygın borç verme yöntemlerinden biri olduğu için, borç geri ödenmediğinde ilk akla gelen soru şudur: “EFT ile borç para verdim geri alabilir miyim?” Türk hukukuna göre, banka üzerinden gönderilen paranın geri talep edilmesi mümkündür ve ispat gücü oldukça yüksektir.

EFT işlemleri, gönderen, alıcı, tarih ve tutar gibi unsurları resmi olarak kayıt altına aldığı için, borç ilişkisinin varlığını kanıtlamada güçlü bir dayanak oluşturur. Özellikle havale/EFT açıklamasında “borç”, “ödünç”, “verilen borç tutarı” gibi ifadelerin yer alması, paranın hibe değil borç niteliğinde olduğunu açıkça ortaya koyar ve alacaklının lehine yorumlanır. 

EFT ile verilen borcu geri almak için önce borçluya yazılı bir hatırlatma yapılması tavsiye edilir. Bunun ardından ödeme hâlâ yapılmıyorsa noter aracılığıyla ihtarname gönderilebilir. Son aşamada ise ilamsız icra takibi başlatılabilir. Borçlu takibe itiraz etmezse süreç hızlı bir şekilde sonuçlanır; itiraz ederse alacak davası açılır ve banka dekontu ile yazışmalar mahkemede güçlü delil olarak değerlendirilir.

Sonuç olarak “EFT ile borç para verdim geri alabilir miyim?” sorusunun yanıtı açıklamada “borç” yazıyorsa: Evet, EFT ile verilen borç hukuken geri talep edilebilir ve banka kayıtları borcun varlığını ispatlamada son derece güçlü delil niteliği taşır.

Havale ile Borç Para Verdim, Geri Alabilir miyim?

Günümüzde borç verme işlemlerinin büyük bölümü banka üzerinden yapıldığı için, birçok kişi “Havale ile borç para verdim geri alabilir miyim?” sorusunun cevabını merak etmektedir. Türk hukukunda banka kayıtları, borç ilişkisini ispatlamada güçlü delil niteliği taşır. Bu nedenle havale yoluyla gönderilen borcun geri talep edilmesi mümkündür.

Havale işlemleri; gönderen, alıcı, tutar ve tarih gibi unsurları resmi olarak kayıt altına alır. Eğer açıklama bölümünde “borç”, “ödünç”, “borç verme” gibi ifadeler yer alıyorsa, bu durum borç ilişkisini açıkça gösterir ve ispat gücünü artırır. Açıklama bulunmasa bile, borç ilişkisini destekleyen WhatsApp/SMS yazışmaları, e-postalar, ödeme sözü içeren mesajlar delil başlangıcı olarak kabul edilir ve tanık dinletilmesi yoluyla ispatlanabilir.

Borcu geri almak için önce borçluya yazılı bir hatırlatma yapılması uygundur. Yine ödeme gerçekleşmezse (6 haftalık kanuni bekleme süresinden sonra) ilamsız icra takibi başlatılabilir. Borçlu takibe itiraz etmezse süreç hızlıca sonuçlanır; itiraz edilmesi halinde alacak davası açılarak havale dekontu ve yazışmalar delil olarak sunulur.

Borç Ödenmezse Neler Yapılabilir?

Bir alacak ilişkisinde en kritik aşama borcun vadesinde ödenmemesi durumudur. Bu nedenle “Borç ödenmezse neler yapılabilir?” sorusu hem alacaklılar hem de borçlular açısından büyük önem taşır. Türk hukukunda borcun tahsili için uygulanabilecek süreçler nettir ve her adım alacaklının haklarını korumayı hedefler.

Borcu geri almak için önce borçluya yazılı bir hatırlatma yapılması uygundur. Yine ödeme gerçekleşmezse (6 haftalık kanuni bekleme süresinden sonra) ilamsız icra takibi başlatılabilir. Borçlu takibe itiraz etmezse süreç hızlıca sonuçlanır; itiraz edilmesi halinde alacak davası açılarak havale dekontu ve yazışmalar delil olarak sunulur.

Bazı durumlarda alacaklılar, dava sürecine gerek kalmadan yalnızca icra takibi ile alacağını tahsil edebilir. Ayrıca borçlu mal kaçırma riski yaratıyorsa ihtiyati haciz talep etme hakkı da bulunmaktadır. Bu, ödeme yapılmadan malvarlığına geçici olarak tedbir konulmasını sağlar.

Borç İçin Yapılacak Takiplerde Beklenmesi Gereken Kanuni Süre (TBK m. 392)

Ödünç ilişkisinde borcun ne zaman muaccel olacağı Türk Borçlar Kanunu’nun 392. maddesinde açıkça düzenlenmiştir. Maddede şu hüküm yer alır:

“Ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir gün ya da bildirim süresi veya borcun geri istendiği anda muaccel olacağı kararlaştırılmamışsa; ödünç alan, ilk istemden başlayarak altı hafta geçmedikçe ödüncü geri vermekle yükümlü değildir.”

Bu düzenleme, ödünç (ödünç para) ilişkisinde alacaklının icra takibi başlatmadan önce uyması gereken zorunlu bir bekleme süresi olduğunu göstermektedir.

  1. Borcun Muaccel Olması İçin “İlk İstem” Şartı

Eğer taraflar arasında borcun geri ödeme tarihi yazılı ya da sözlü olarak belirlenmemişse, borcun muaccel olması için alacaklı önce borçludan geri ödeme talebinde bulunmalıdır. Bu talep yazılı yapılırsa (WhatsApp, SMS, e-posta veya noter ihtarı) ileride ispat kolaylığı sağlar.

  1. Altı Haftalık Kanuni Bekleme Süresi

Borcun muaccel hale gelebilmesi için ilk talep tarihinden itibaren 6 haftalık süre beklenmelidir. Bu süre dolmadan icra takibi başlatılamaz; başlatılırsa borçlu “borç muaccel değildir” itirazında bulunabilir.

  1. Süre Dolduktan Sonra Takip Başlatılabilir

Altı haftalık süre tamamlandığında borç muaccel olur ve alacaklı artık:

  • Noter ihtarı gönderebilir,
  • İlamsız icra takibi başlatabilir,
  • Borçluya ödeme emri tebliğ ettirebilir.

Takip başladıktan sonra borçlunun ödeme emrine 7 gün içinde itiraz hakkı vardır. İtiraz edilmezse takip kesinleşir ve haciz talep edilebilir.

Borç Verilen Para Senetle İspat Edilir mi?

Borç ilişkilerinde en kritik noktayı ispat yükü oluşturur. Bu nedenle “Borç verilen para senetle ispat edilir mi?” sorusu uygulamada sıkça gündeme gelir. Türk hukukunda borç ilişkilerinin ispatında temel ayrım, işlemin hukuki işlem mi yoksa hukuki eylem mi olduğudur. Borç verme, hukuki işlem niteliğinde olduğu için HMK m. 200 uyarınca belirli parasal sınırın üzerinde senetle ispat zorunluluğuna tabidir.

  1. Parasal Sınır: 2026 Yılı İçin 41.000 TL

Hukuki işlemler, yapıldıkları tarihteki miktarı 41.000 TL’yi aşması halinde senetle ispat edilmelidir. Ödünç para verme işlemi de hukuki işlem olduğu için bu sınırı aşan borç ilişkilerinde kural olarak senet (yazılı belge) zorunludur.

Bu sınırlar geçmiş yıllarda aşamalı olarak artmıştır (2018–2026 arası senetle ispat parasal limitleri senin metninde belirtildiği gibidir).

  1. Senetle İspat Zorunluluğunun Uygulaması

Bir kişiye elden veya banka kanalıyla 41.000 TL üzeri borç para verilmişse, borç ilişkisini ispat etmenin kural yolu senettir. Senet; sözleşme, yazılı borç ikrarı, imzalı belge veya banka dekontuyla desteklenmiş yazılı borç kabulü olabilir.

  1. Senetle İspat Kuralının İstisnaları

Senet zorunluluğu mutlak değildir. HMK m. 200–201 çerçevesinde çeşitli istisnalar uygulanır:

  • Delil başlangıcı varsa (WhatsApp yazışmaları, SMS, e-posta, banka havalesi açıklamaları) tanıkla ispat mümkündür.
  • Yakın hısımlık, güven ilişkisi veya hayatın olağan akışı gereği yazılı belge düzenlenemeyen ilişkilerde tanık dinlenebilir.
  • Senet alınmasının imkansız olduğu veya çok güç olduğu durumlar (ani gelişen olaylar, acil para ihtiyacı vb.) tanık deliline kapı açar.
  • Muvazaa, hata, hile, korkutma, gabin iddiaları tanıkla ispat edilebilir.
  • Senedin kaybolması / mücbir sebep gibi durumlarda tanık dinlenebilir.
  • Karşı taraf açıkça muvafakat ederse tanıkla ispat mümkündür.
  1. Banka Havalesi veya EFT “Senet Yerine Geçer mi?”

Banka dekontu tek başına klasik anlamda senet değildir; ancak delil başlangıcıdır. Bu nedenle:

  • “Borç”, “ödünç”, “emanet”, “geri ödenecek para” gibi açıklamalar
  • Borç ilişkisinin varlığını gösteren WhatsApp/SMS kayıtları

mevcut olduğunda 41.000 TL üzerindeki borçlarda dahi tanıkla ispat yolu açılır.

Dolayısıyla, banka kayıtları + yazışmalar ile desteklenen bir alacak ilişkisi senetsiz de ispatlanabilir.

  1. Elden Verilen Borçlarda Durum

Elden verilen borçlarda yazılı belge yoksa, borcun 41.000 TL altındaysa tanıkla ispat serbesttir.
41.000 TL üzerindeyse delil başlangıcı veya istisna yoksa sadece tanıkla ispat mümkün değildir.

Elden Verdiğim Borç Parayı Geri Alabilir miyim?

Elden verilen borçlarda temel sorun, borç ilişkisinin nasıl ispatlanacağıdır. Eğer borç verme işlemi yazılı bir sözleşmeyle, imzalı borç ikrarıyla veya senetle belgelenmemişse, ispat yükü alacaklıya ait olur. Arkadaş arasında borç sözleşmesi zorunlu değildir; ancak yazılı bir sözleşme, ispat kolaylığı sağlar. Türk hukukunda 2026 yılı için 41.000 TL üzerindeki borç ilişkisinin senetle ispat edilmesi kuraldır; ancak bu kural mutlak değildir. WhatsApp yazışmaları, SMS, e-posta, banka hareketleri, para alışverişine dair delil başlangıcı niteliğindeki belgeler, tanık beyanları ve hayatın olağan akışı gereği yapılan işlemler istisna olarak tanıkla ispata imkân sağlar.

Bu nedenle yazılı belge olmasa dahi, borç vereceğiniz kişide para alışverişine dair açık beyanlar, mesaj kayıtları veya delil başlangıcı niteliğinde bilgiler varsa, elden verdiğiniz borcu hukuken talep edebilirsiniz. Borçlu ödeme yapmazsa noter ihtarı, akabinde ilamsız icra takibi başlatılabilir. İtiraz gelmezse takip kesinleşir; itiraz edilirse borç alacağı davası açılarak delilleriniz sunulur.

Arkadaşım Borcunu Ödemiyor, Şikâyetçi Olabilir miyim?

Borç ilişkisi cezai değil, hukuki bir ilişkidir. Bu nedenle bir kişinin borcunu ödememesi, tek başına suç oluşturmaz ve salt borç ödenmedi diye “şikâyet” yoluyla ceza davası açılamaz. Ancak iki istisna vardır:

  1. Dolandırıcılık kastı: Kişi en baştan ödeme niyeti olmadan sizi hileyle kandırıp borç aldıysa.
  2. Senetle ilgili suçlar: Sahtecilik veya karşılıksız çek gibi özel durumlar.

Bu istisnalar yoksa başvurulacak yol icra takibi ve alacak davasıdır. Dolayısıyla borcunu ödemeyen arkadaşa karşı ceza değil, hukuk yoluyla alacak takibi yapılır.

Borç Verirken Kendinizi Nasıl Güvenceye Alırsınız?

Borç verirken yaşanan sorunların büyük bölümü, işlemin doğru belgelenmemesinden kaynaklanır. Kendinizi güvenceye almak için şu adımlar uygulanmalıdır:

  • Yazılı borç sözleşmesi düzenlemek
  • İmzalı borç ikrarı almak
  • Senet düzenletmek (en güçlü yollardan biridir)
  • Banka üzerinden gönderilen paralarda açıklama kısmına “borç/ödünç” ibaresi eklemek
  • Mesajlaşmalar, ödeme planları veya borçlunun kabul beyanlarını saklamak
  • Elden verilen paralarda dahi tarih ve tutarı gösteren yazılı belge almak

Bu adımlar, ileride çıkabilecek ihtilaflarda hem ispatı kolaylaştırır hem de hızlı sonuç alınmasını sağlar.

Sık Sorulan Sorular (SSS)

  1. Borç verdiğim kişi borcunu ödemezse ne olur?

Borçlu ödeme yapmazsa önce yazılı hatırlatma yapılır, ardından noter ihtarı gönderilir. Ödeme hâlâ gerçekleşmezse ilamsız icra takibi başlatabilirsiniz.

  1. Elden verdiğim borcu nasıl geri alırım?

Elden verilen borç, borç ikrarını içerek whatsapp yazışmalarının dosyaya sunularak delil başlangıcı sayılması yoluyla birlikte, tanık beyanları ile ispatlanma ihitmali vardır. Hatta icra takibi yoluyla da geri alınabilir.

  1. Bankadan açıklamasız para gönderirsem geri alabilir miyim?

Evet. Açıklama olmasa bile WhatsApp, SMS, e-posta gibi yazışmalar borcun varlığını destekler ve parayı geri talep edebilirsiniz.

  1. Borç olarak gönderdiğim parayı geri almak için ne kadar sürem var?

Genel zamanaşımı süresi 10 yıldır. Vadesi belirlenmediyse TBK’ya göre talep tarihinden itibaren 6 hafta bekleme zorunluluğu vardır.

  1. Borç verdiğim kişi borcunu inkâr ederse ne yapmalıyım?

Banka dekontu, yazışmalar, tanıklar ve noter ihtarıyla ispat yapılır. Ardından icra takibi veya alacak davası açabilirsiniz.

  1. Dekont açıklamasına “borç” yazmak yeterli mi?

Evet, güçlü delildir. “Borç/ödünç” açıklaması borcun niteliğini açıkça gösterir ve ispatı kolaylaştırır.

  1. İcra takibi başlatmak için belge gerekir mi?

Belge zorunlu değildir. Ancak dekont, yazışma, delil başlangıcı süreci güçlendirir.

  1. Borçlunun malı yoksa alacağımı alabilir miyim?

İcra kesinleşir fakat haciz yapılamazsa takip 5 yıl açık kalır. Borçlunun sonradan edindiği mallara haciz konulabilir.

  1. EFT ile borç verdiğim kişi ödemiyor, ne yapmalıyım?

Önce yazılı hatırlatma, ardından noter ihtarı gönderilir. Ödeme yapılmazsa icra takibi başlatabilirsiniz. EFT açıklamasında “borç” ibaresinin bulunması, borç ilişkisinin yazılı delili olarak kabul edilir.

  1. Arkadaşıma borç verdim, geri ödemiyor. Dava açabilir miyim?

Evet. Dekont, yazışma ve delillerle alacak davası açabilir veya doğrudan icra takibi başlatabilirsiniz.

  1. Yanlış IBAN’a para gönderirsem geri alabilir miyim?

Evet. Bankaya hata bildirimi yapılır. Geri iade edilmezse gönderen kişi hakkında sebepsiz zenginleşme davası açabilirsiniz.

  1. Borçlu kişi ödemiyor ama ceza davası açabilir miyim?

Sıradan borç ödenmemesi suç değildir. Ancak dolandırıcılık kastı varsa ceza soruşturması açılabilir.

  1. Whatsapp konuşmaları borç ispatında geçerli mi?

Evet. WhatsApp mesajları delil başlangıcı niteliğindedir ve ispatı güçlendirir.

  1. Borç iadesi için noter ihtarnamesi zorunlu mu?

Zorunlu değildir ancak çok güçlü delil olduğu için önerilir ve borçluyu temerrüde düşürür.

  1. Açıklamasız gönderilen parayı tanıkla ispat edebilir miyim?

Evet, açıklama yoksa yazışmalar delil başlangıcı sayılır ve tanık dinlenmesine imkân sağlar.

  1. Banka dekontu borç ispatı için yeterli midir?

Evet, dekont resmi kayıt niteliğindedir. Yazışmalarla birlikte güçlü delildir.

  1. Sevgilime para verdim, geri alamıyorum. Ne yapmalıyım?

Para borç olarak verildiyse, yazışmalar + dekont ile ispatlanır. Noter ihtarı ardından icra takibi yapabilirsiniz. Sevgiliye verilen para “hibe” olmadığı sürece borç niteliğindedir ve geri talep edilebilir.

  1. Borç para verirken sözleşme yapmak zorunlu mu?

Zorunlu değildir; ancak yazılı sözleşme, senet veya imzalı beyan en güçlü güvencedir.

  1. Borç verdiğim kişiye faiz işletebilir miyim?

Evet. Vade ve gecikme faizi kararlaştırılmamışsa yasal temerrüt faizi talep edilebilir.

  1. Borç parayı geri alamazsam dava ne kadar sürer?

Alacak davaları ortalama 6 ay – 18 ay arasında sonuçlanır; delil durumuna göre değişir.

  1. Arkadaşa verdiğim borç için tanık gösterebilir miyim?

Evet. Delil başlangıcı varsa veya borç miktarı sınırın altındaysa tanık beyanı kullanılabilir.

AKLINIZA TAKILAN SORULARI SORABİLİRSİNİZ

Thanks for sending Email!

Processing...

Diğer Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir