Miras Paylaşımı Nasıl Yapılır? Miras Paylaşımında İzlenecek Hukuki Yol
Bir kişinin vefatı sonrasında geride bıraktığı malvarlığının (terekenin) mirasçılar arasında nasıl bölüşüleceği, uygulamada en sık merak edilen konulardan biridir. Miras paylaşımı, ölen kişinin mal, para, taşınmaz ve diğer haklarının yasal mirasçılara dağıtılması sürecidir. Türk Medeni Kanunu’na göre, ölüm anıyla birlikte miras, mirasçılara elbirliği mülkiyeti (ortak mülkiyet) olarak geçer. Bu durumda mirasçılar, tereke üzerinde birlikte hak sahibidir ve tek başlarına tasarrufta bulunamazlar.
İçindekiler
ToggleMirasın resmen bölüşülebilmesi için miras paylaşımı yapılması gerekir. Bu süreç, mirasçıların kendi aralarında anlaşmaları hâlinde anlaşmalı miras paylaşımı yoluyla; anlaşma sağlanamazsa mahkeme kararıyla yapılan yargısal miras paylaşımı yoluyla tamamlanır. Her iki durumda da sürecin doğru yönetilmesi, hak kaybı yaşanmaması açısından son derece önemlidir.
Bu yazımızda, “Miras paylaşımı nasıl yapılır?”, “Miras paylaşımı hangi yollarla tamamlanır?” ve “Miras paylaşım davası nasıl açılır?” gibi en sık sorulan sorulara yanıt vererek süreci hukuki yönleriyle açıklayacağız.
Miras Paylaşımı Nedir?
Miras paylaşımı, mirasbırakanın ölümüyle birlikte mirasçılara geçen miras ortaklığının sona erdirilmesi amacıyla yapılan hukuki işlemdir. Kural olarak, kişi vefat ettiğinde malvarlığı doğrudan mirasçılara geçer ve bu malvarlığı üzerindeki haklar elbirliği mülkiyeti şeklinde kullanılır. Bu durum, mirasçılardan hiçbirinin tek başına miras konusu mallar üzerinde tasarrufta bulunamaması anlamına gelir.
Miras paylaşımının amacı, bu elbirliği mülkiyetini sona erdirerek mirasçılara paylı mülkiyet veya bireysel mülkiyet hakkı kazandırmaktır. Böylece her bir mirasçı, kendisine düşen pay üzerinde serbestçe tasarruf edebilir.
Eğer mirasbırakan, vasiyetname veya başka bir ölüme bağlı tasarruf ile mirasın nasıl bölüneceğini belirlemişse, bu kurallar uygulanır. Ancak mirasbırakan böyle bir düzenleme yapmamışsa veya mirasçılar paylaşım konusunda anlaşamıyorsa, yasada yer alan miras paylaşımı hükümleri devreye girer.
Miras paylaşımı, mirasçılar arasında anlaşmalı paylaşım yoluyla veya uzlaşma sağlanamaması halinde mahkeme aracılığıyla yargısal paylaşım yoluyla gerçekleştirilebilir.
Ölen Bir Kişinin Mirası Nasıl Paylaşılır?
Miras paylaşımı, mirasçıların kendi aralarında anlaşarak veya mahkeme kararıyla yapılabilir. Kanun bu konuda mirasçılara iki farklı imkân tanımaktadır: anlaşmalı miras paylaşımı ve yargısal miras paylaşımı (paylaşma davası).
Anlaşmalı Miras Paylaşımı
Mirasçılar, terekenin nasıl bölüştürüleceği konusunda oybirliğiyle anlaşabilirler. Mirasın tamamen paylaşılması mümkün olduğu gibi, sadece belirli malvarlığı unsurlarının kısmen paylaşılması da mümkündür. Anlaşmalı paylaşımın geçerli olabilmesi için tüm mirasçıların onayı gerekir; mirasçılardan birinin dahi itirazı paylaşımın yapılamamasına neden olur.
Mirasçılar, malları fiilen paylaşarak veya yazılı bir paylaşma sözleşmesi düzenleyerek paylaşımı gerçekleştirebilirler. Mirasın paylaşımında esas kural, terekedeki malların aynen paylaşılmasıdır. Ancak değeri azalmadan bölünemeyen mallar söz konusuysa, örneğin bir taşınmazın bölünmesi mümkün değilse, bu taşınmaz mirasçılardan birine özgülenebilir ve diğer mirasçılara denkleştirme ödemesi yapılabilir. Taraflar bu konuda da anlaşamazsa, söz konusu mal satılarak bedeli mirasçılar arasında paylaştırılır.
Yargısal Miras Paylaşımı (Paylaşma Davası)
Mirasçılar arasında anlaşmalı paylaşım yapılamadığı durumlarda yargısal miras paylaşımı yoluna gidilir. Türk Medeni Kanunu’nun 642. maddesi uyarınca, her mirasçı terekedeki malların aynen, mümkün değilse satış yoluyla paylaştırılmasını talep edebilir. Ancak, kanun veya sözleşme gereği miras ortaklığının sürdürülmesi zorunluysa paylaşım talep edilemez.
Paylaşma davasında görevli ve yetkili mahkeme, murisin son yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesidir. Bu dava, paylaşım isteyen mirasçılar tarafından diğer mirasçılara karşı açılır. Mahkeme, tereke mallarını mümkünse aynen bölerek paylaştırır; taşınmazların tamamını bir mirasçıya vererek de paylaşımı gerçekleştirebilir. Bu durumda, taşınmazların değerleri arasında fark varsa, eksik değere para eklenerek denkleştirme yapılır. Aynen paylaşmanın mümkün olmadığı hallerde ise miras, satış yoluyla tasfiye edilerek paylaştırılır.
Türk Hukukunda Yasal Mirasçılık Nedir?
Bir kişi hayatını kaybettiğinde, onun geride bıraktığı malvarlığına “miras” veya “tereke” denir. Bu miras, kanuna göre belirlenmiş bazı kişilere geçer. İşte bu kişilere “yasal mirasçı” denir.
Yasal mirasçılık, kişinin özel bir vasiyetname hazırlamadan vefat etmesi halinde, mirasının kimlere ve hangi oranlarda geçeceğini düzenleyen sistemdir. Yani miras bırakan (muris) ölümünden önce mirasını kime bırakacağını belirtmemişse, miras otomatik olarak kanunda belirtilen yakınlarına geçer.
Yasal Mirasçılar Kimlerdir?
Türk Medeni Kanunu’na göre yasal mirasçılar şu kişilerdir:
- Altsoy (Çocuklar, torunlar):
Miras bırakanın ilk derecede mirasçıları çocuklarıdır. Çocuklardan biri vefat etmişse, onun payı kendi çocuklarına (yani torunlara) geçer. - Ana ve baba (ve onların altsoyu):
Miras bırakanın çocuğu yoksa miras anne ve babasına geçer. Onlardan biri hayatta değilse, onun payı kardeşlere veya yeğenlere geçer. - Büyükanne ve büyükbaba (ve onların altsoyu):
Miras bırakanın anne-babası da hayatta değilse, miras büyükanne ve büyükbabasına geçer. Onlar da yoksa, bu kez onların çocukları (hala, amca, teyze, dayı) mirasçı olur. - Sağ kalan eş:
Eş, her durumda mirasçıdır. Ancak eşin mirastaki payı, hangi zümreyle birlikte mirasçı olduğuna göre değişir:- Eş, çocuklarla birlikte mirasçıdır → mirasın 1/4’ü eşe, 3/4’ü çocuklara düşer.
- Eş, anne-baba zümresiyle birlikte mirasçıdır → mirasın yarısı eşe, yarısı anne-babaya düşer.
- Eş, büyükanne-büyükbabayla birlikte mirasçıdır → mirasın 3/4’ü eşe, 1/4’ü büyükanne-büyükbabaya düşer.
- Hiç mirasçı yoksa → mirasın tamamı eşe geçer.
- Evlatlık:
Evlat edinilen kişi de, tıpkı öz çocuk gibi yasal mirasçıdır. Ancak evlatlık, kendi biyolojik ailesindeki mirasçılık hakkını da kaybetmez. - Devlet:
Hiç mirasçı bulunmazsa, miras Devlet’e kalır. Devlet bu durumda son mirasçıdır.
Yasal Mirasçılığın Amacı
Yasal mirasçılık sistemi, kişinin ölümünden sonra malvarlığının düzenli ve adil bir şekilde paylaşılmasını sağlamak için oluşturulmuştur. Böylece miras, öncelikle aile bireyleri arasında, kanunda belirlenen sıraya göre paylaştırılır.
Atanmış Mirasçı ile Farkı
Yasal mirasçılar kanundan doğan kişilerdir; miras bırakanın ayrıca bir işlem yapmasına gerek yoktur.
Buna karşılık, atanmış mirasçı, kişinin hayattayken yaptığı vasiyetname veya miras sözleşmesi ile belirlediği kişidir. Yani kişi isterse, mirasının bir kısmını ya da tamamını istediği kişiye bırakabilir. Ancak kanun, bazı yakınların (örneğin çocuk, eş, anne-baba) saklı pay hakkını korur; bu kişilerin mirastan tamamen mahrum bırakılması mümkün değildir.
Mirasta Mal Paylaşımı ve Zümre (Derece) Sistemi
Türk Medeni Kanunu’na göre miras hukukunda kan hısımlarının mirasçılığı, zümre sistemi (ya da derece sistemi) esasına dayanır. Bu sistem, miras bırakanın (muris) akrabalarını kan bağına göre sıralar ve miras paylarının kimlere geçeceğini belirler. Türk hukukunda üç zümre kabul edilmiştir ve her zümre, kendi içinde farklı derecelere ayrılır.
Türk Hukukundaki Üç Zümre
Bir kişi vefat ettiğinde, onun malvarlığı yani “mirası” kanuna göre yakınlarına geçer. Bu mirasın kimlere ve hangi sırayla geçeceği Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenmiştir. Bu sıralamaya zümre sistemi denir. Aşağıda her dereceyi örneklerle açıklayalım:
Birinci Derece (Zümre) Mirasçılar: Çocuklar ve Torunlar
Birinci derecede mirasçılar, miras bırakanın altsoyu, yani çocukları, torunları ve torunların çocuklarıdır.
- Miras bırakanın çocukları eşit paylarla miras alır.
- Eğer çocuklardan biri miras bırakandan önce vefat etmişse, o çocuğun payı kendi çocuklarına (yani torunlara) geçer.
Örnek 1:
Ahmet Bey 2024 yılında vefat etmiştir. Geride eşi Ayşe Hanım ve iki çocuğu Mehmet ile Elif kalmıştır.
Bu durumda miras şu şekilde paylaşılır:
- Eş mirasın 1/4’ünü,
- Çocuklar ise kalan 3/4’ü eşit şekilde, yani her biri 3/8 oranında miras alır.
Örnek 2:
Ahmet Bey’in oğlu Mehmet, babasından önce vefat etmiştir. Mehmet’in iki çocuğu (Ahmet’in torunları) vardır.
Bu durumda:
- Eşi Ayşe Hanım yine mirasın 1/4’ünü alır.
- Kalan 3/4’lük kısım, Elif ve Mehmet’in çocukları arasında paylaşılır. Elif 3/8 pay alırken, Mehmet’in çocukları kendi aralarında babasının payını (3/8) eşit olarak paylaşır.
- Mehmet’in eşi ise mirasçı olamaz.
İkinci Derece (Zümre) Mirasçılar: Anne, Baba ve Kardeşler
Birinci dereceden kimse yoksa (yani miras bırakanın çocuğu, torunu vs. hayatta değilse), miras anne ve babaya geçer.
- Anne ve baba eşit paylarla mirasçıdır.
- Anne veya babadan biri miras bırakandan önce ölmüşse, onun payı kendi çocuklarına, yani miras bırakanın kardeşlerine geçer.
- Eğer anne veya baba tarafında hiç mirasçı yoksa, tüm miras diğer tarafa kalır.
Örnek 1:
Ali Bey vefat etmiştir. Çocuğu yoktur. Annesi Hayriye Hanım, babası Hasan Bey ve eşi Zeynep Hanım hayattadır.
Bu durumda:
- Eş Zeynep Hanım mirasın yarısını (1/2) alır.
- Kalan yarı, anne ve baba arasında eşit olarak paylaşılır. Yani her biri 1/4 oranında miras alır.
Örnek 2:
Ali Bey’in babası Hasan Bey ondan önce vefat etmiştir. Hasan Bey’in de oğlu olan Veli (Ali’nin kardeşi) hayattadır.
Bu durumda:
- Eş Zeynep yine 1/2 pay alır.
- Kalan 1/2’lik kısım anne Hayriye ve kardeş Veli arasında paylaşılır.
- Hayriye Hanım 1/4,
- Kardeş Veli ise 1/4 oranında mirasçı olur.
Üçüncü Derece (Zümre) Mirasçılar: Dede, Nine, Amca, Hala, Dayı, Teyze
Birinci ve ikinci derecede kimse kalmamışsa, miras bu kez büyükanne ve büyükbabalara, yani dede ve ninelere geçer.
- Onlar da eşit şekilde miras alır.
- Eğer dede veya nine miras bırakandan önce vefat etmişse, onların payı kendi çocuklarına (miras bırakanın amca, hala, dayı, teyzesine) geçer.
Örnek 1:
Zehra Hanım’ın eşi vefat etmiştir, çocuğu, anne-babası veya kardeşi yoktur. Ancak dedesi Mustafa ve ninesi Fatma hayattadır.
Bu durumda:
- Eşi mirasın 3/4’ünü,
- Dede ve nine ise kalan 1/4’ü eşit şekilde paylaşır (her biri 1/8 oranında miras alır).
Örnek 2:
Zehra Hanım’ın dede ve nineleri de ondan önce vefat etmiştir. Onların çocukları (Zehra Hanım’ın amca, hala, dayı, teyze) hayattadır.
Bu durumda eş yine mirasın 3/4’ünü alır, kalan 1/4 amca, hala, dayı ve teyze arasında eşit şekilde paylaşılır.
Örnek 3:
Eğer hem dede-nineler hem de onların çocukları (amca, hala, dayı, teyze) ölmüşse, sağ kalan eş tek başına mirasçı olur.
Sonuç Olarak:
- Birinci derece: Çocuklar ve torunlar. Eş varsa 1/4, yoksa tamamı çocuklara.
- İkinci derece: Anne-baba ve kardeşler. Eş varsa 1/2, yoksa tamamı bu zümreye.
- Üçüncü derece: Dede, nine, amca, hala, dayı, teyze. Eş varsa 3/4, yoksa tamamı bu zümreye.
- Hiç kimse yoksa, miras Devlet’e geçer.
Sağ Kalan Eşin Durumu
Sağ kalan eş, zümre mirasçısı değildir ancak her zümreyle birlikte mirasçı olabilir.
Eşin miras payı, hangi zümreyle birlikte mirasçı olduğuna göre değişir:
- Sağ kalan eş, birinci zümreyle (çocuklarla) mirasçıysa mirasın 1/4’ünü,
- Sağ kalan eş, İkinci zümreyle (anne-baba ile) mirasçıysa mirasın yarısını,
- Sağ kalan eş, Üçüncü zümreyle (büyükanne-büyükbaba ile) mirasçıysa mirasın 3/4’ünü,
- Hiç hısım yoksa mirasın tamamını alır.
Kan Hısımlığı ve İstisnalar
Yasal mirasçı olabilmek için genellikle kan hısımlığı aranır. Ancak bunun bir istisnası vardır: evlatlık ve evlatlığın altsoyu. Evlatlık, kan bağı bulunmasa da miras bırakanın birinci zümre mirasçısı kabul edilir.
Buna karşılık, kayın hısımları (örneğin gelin, damat) kanuni mirasçı değildir; miras hakkı elde edemezler.
Devletin Mirasçılığı (TMK m.501)
Türk Medeni Kanunu’nun 501. maddesine göre, herhangi bir mirasçı bırakmadan vefat eden kişinin mirası Devlet’e geçer. Bu durum, miras bırakanın kanuni mirasçılarının bulunmaması veya terekenin tamamı için mirasçı atamamış olması hâlinde ortaya çıkar.
Mirasın Devlet’e intikali için, miras bırakanın ne kan hısımlarından ne de atanmış mirasçılardan kimsenin kalmamış olması gerekir. Eğer miras bırakan yalnızca terekenin bir kısmı için mirasçı atamışsa, atanamayan kısım yönünden Devlet kanuni mirasçı sıfatını kazanır.
Ölen kişinin son yerleşim yeri Sulh Hukuk Mahkemesi, mirasın Devlet’e geçip geçmeyeceğini belirlemek amacıyla birer ay arayla iki defa ilan verir. Bu ilanlarda, ilgililerin son ilandan itibaren bir yıl içinde başvuruda bulunabilecekleri belirtilir. Bir yıl içinde herhangi bir kişi mirasçılık iddiasında bulunmazsa, miras Devlet’e geçer. Ancak Devlet’in mirasçılık sıfatı, bir yıllık sürenin sonunda değil, miras bırakanın ölüm anında doğar.
Diğer kanuni mirasçılardan farklı olarak, Devlet tereke borçlarından sınırsız biçimde değil, sadece miras yoluyla edindiği mallar ölçüsünde sorumludur. Yani Devlet, miras bırakanın borçları nedeniyle kendi malvarlığıyla sorumlu tutulamaz.
Devletin mirasçı olması, hukuk sistemimizde son çare (ultima ratio) olarak düzenlenmiştir. Amaç, miras bırakanın malvarlığının sahipsiz kalmaması ve kamu yararına kazandırılmasıdır. Mirasçısı bulunmayan kişilerin malvarlığı bu şekilde Devlet’e geçerek, kamu yararına hizmet eden bir düzenin korunması sağlanır.
Mirasta Zümrelerdeki Miras Hukuku İlkeleri
Bir kişinin vefat etmesiyle birlikte, onun mal varlığının kimlere ve nasıl geçeceği belirli kurallara göre düzenlenir. Türk hukukunda bu kurallar, “zümre sistemi” denilen bir yapıya dayanır. Mirasın adil ve düzenli bir şekilde paylaştırılabilmesi için bazı temel ilkeler vardır. Bu ilkeleri basitçe açıklayalım:
Zümre Önceliği İlkesi (Sıra Önceliği Kuralı)
Miras hukukunda, mirasçılar üç farklı grupta (zümrede) toplanır:
- zümre: Çocuklar, torunlar (altsoy)
- zümre: Anne, baba ve onların çocukları (kardeşler)
- zümre: Büyükbaba, büyükanne ve onların çocukları (hala, amca, teyze, dayı)
Buradaki “zümre önceliği” kuralı şunu ifade eder:
Bir önceki zümrede en az bir mirasçı varsa, bir sonraki zümredeki kişiler miras alamaz.
Örneğin, bir kişinin çocukları varsa (1. zümre), onun anne ve babası (2. zümre) mirasçı olamaz.
Yani miras, sırayla ve öncelik sistemine göre ilerler. Önceki zümrede kimse yoksa, miras bir sonraki zümreye geçer.
Bu kuralda önemli olan akrabaların ne kadar yakın kan bağına sahip olduğu değil, hangi zümrede yer aldığıdır.
Örneğin, torununun torunu dördüncü dereceden akraba olsa bile, 1. zümrede olduğu için 2. zümredeki anneden önce gelir.
Zümre İçinde Öncelik İlkesi
Bir zümre içinde de mirasın kimlere kalacağı belirli bir sıraya göre olur.
Daha yakın derecedeki akrabalar, daha uzak derecedeki akrabaların mirasçılığını engeller.
Örneğin, bir kişi öldüğünde hem oğlu hem de torunu hayattaysa, miras sadece oğluna kalır. Çünkü oğul 1. derece akrabadır, torun ise 2. derece.
Yani torun ancak babası (oğul) hayatta değilse miras alabilir.
Halefiyet İlkesi (Yerine Geçme Kuralı)
Halefiyet, miras bırakanın yerine onun altsoyunun geçmesi anlamına gelir.
Yani miras alması gereken kişi (örneğin çocuk) hayatta değilse, onun payı kendi çocuklarına (yani torunlara) geçer.
Aynı durum, mirasçının mirası reddetmesi, mirastan feragat etmesi veya mirasçılıktan çıkarılması durumlarında da geçerlidir.
Kısacası, bir mirasçı miras hakkını kullanamıyorsa, onun altsoyu devreye girer.
Eşitlik İlkesi
Eşitlik ilkesi, miras paylarının adil şekilde dağıtılmasını sağlar.
Eğer bir zümredeki mirasçılardan biri hayatta değilse, onun yerine geçen altsoy (örneğin torunlar) miras payını kendi aralarında eşit olarak paylaşır.
Örneğin, bir kişinin iki oğlu var ve biri vefat etmişse, o vefat eden oğlun iki çocuğu (yani torunlar), babalarının payını yarı yarıya paylaşır.
Yatay Şişme İlkesi
Bu ilke, halefiyetin (yerine geçme kuralının) uygulanamadığı durumlarda devreye girer.
Eğer mirasçı ölmeden önce vefat etmiş, ama onun altsoyu (çocuğu, torunu) da yoksa, onun payı aynı derecedeki diğer mirasçılar arasında eşit olarak bölüştürülür.
Örneğin, miras bırakanın üç çocuğu varsa ve biri çocuksuz olarak vefat etmişse, onun payı diğer iki kardeş arasında eşit şekilde paylaşılır.
Özetle:
Bu ilkeler, mirasın düzenli ve adaletli biçimde paylaşılmasını sağlar:
- Miras önce yakın zümreye, sonra uzağa gider.
- Aynı zümredeki kişiler arasında yakın olanlar önce miras alır.
- Miras hakkını kaybeden birinin yerine altsoyu geçer.
- Herkes payını eşit alır.
- Eğer altsoy yoksa, pay diğer mirasçılar arasında eşit bölünür.
Saklı Paylı Mirasçılar Nedir?
Bir kişi vefat ettiğinde, geride bıraktığı mallar kanuna göre mirasçılarına geçer. Ancak bazen miras bırakan (yani ölen kişi), tüm malvarlığını istediği kişilere bırakmak ister. İşte burada saklı pay kavramı devreye girer.
Saklı Pay Nedir?
Saklı pay, kanunun bazı mirasçılara tanıdığı dokunulmaz bir miras hakkıdır.
Yani, miras bırakan vasiyetnameyle veya başka yollarla tüm mallarını başkasına bırakmak istese bile, bazı yakın akrabaların hakkını tamamen ortadan kaldıramaz.
Bu kişilere saklı paylı mirasçılar denir.
Kimler Saklı Paylı Mirasçıdır?
Kanuna göre saklı pay hakkı olan kişiler şunlardır:
- Altsoy → Çocuklar, torunlar, torunların çocukları
- Anne ve baba
- Sağ kalan eş (karı veya koca)
Bu kişiler, miras bırakan ne kadar farklı bir vasiyet yapsa da, kanunda belirlenen asgari miras payını talep etme hakkına sahiptir.
Saklı Pay Neden Vardır?
Saklı payın amacı, bir kişinin iradesine tamamen saygı gösterirken, aynı zamanda aile bağlarını ve adalet duygusunu korumaktır.
Yani, bir baba veya anne istediği gibi mirasını düzenleyebilir ama çocuklarını ya da eşini mirastan tamamen mahrum bırakamaz.
Bu düzenleme, yakın aile bireylerinin korunmasını sağlar.
Saklı Payın Uygulaması Nasıl Olur?
Bir miras bırakan vasiyetnameyle tüm mallarını örneğin bir vakfa veya arkadaşına bırakabilir.
Ancak, bu durumda çocukları veya eşi kanunda belirlenen saklı pay oranında miraslarını isteyebilir.
Bu isteğe tenkis davası denir. (Bu konuyla ilgili olarak “Tenkis Davası ve Mirasta Saklı Pay” başlıklı yazımızdan ayrıntılı bilgi edinebilirsiniz.)
Saklı Pay Oranları (TMK m.506)
Kanun, her saklı paylı mirasçının ne kadar payı olacağını açıkça belirtmiştir:
Mirasçı Grubu | Saklı Pay Oranı | Açıklama |
Altsoy (çocuk, torun) | Yasal miras payının yarısı (½) | Örneğin, normalde 100.000 TL miras düşüyorsa, saklı payı en az 50.000 TL’dir. |
Anne ve baba | Yasal miras paylarının dörtte biri (¼) | Normalde 100.000 TL payları varsa, 25.000 TL’lik kısmı saklı paydır. |
Sağ kalan eş | Birinci ve ikinci zümre mirasçılarla birlikteyse yasal payının tamamı, üçüncü zümreyle birlikte ya da tek başınaysa yasal payının dörtte üçü (¾) | Örneğin, eşi çocuklarla mirasçıysa payının tamamını saklı pay olarak korur. |
ÖRNEĞİN:
Ayşe Hanım vefat ediyor.
Geride eşi Mehmet Bey ve iki çocuğu var.
Ayşe Hanım vasiyetinde tüm mallarını bir vakfa bırakmış.
Bu durumda:
- Mehmet Bey (eş),
- Çocukları Ali ve Zeynep,
saklı paylı mirasçıdır.
Yani vasiyetname olsa bile, kanunun onlara tanıdığı asgari miras payını isteyebilirler.
Vakfa bırakılan mallar bu saklı paylara tecavüz ettiği oranda geri alınabilir.
Baba Öldü, Anne Sağ İken Miras Paylaşımı
Bir baba vefat ettiğinde, geride anne (eş) ve çocuklar (altsoy) kalmışsa, miras paylaşımı şu şekilde yapılır:
- Baba öldüğünde, sağ kalan eş (anne) mirasın ¼ (dörtte birini) alır.
- Kalan ¾ (üçte üçlük kısım) çocuklar arasında eşit şekilde paylaşılır.
Örnek:
Ali Bey vefat ediyor. Geride eşi Fatma Hanım ve iki çocuğu Ayşe ile Mehmet kalıyor.
Toplam miras: 400.000 TL
- Eş (Fatma) → 400.000 x ¼ = 100.000 TL
- Çocuklar → Kalan 300.000 TL’yi eşit paylaşır:
- Ayşe → 150.000 TL
- Mehmet → 150.000 TL
Yani anne (sağ kalan eş) ¼ pay alırken, çocuklar kalan mirası eşit şekilde paylaşır.
Kardeşler Arası Miras Paylaşımı
Kardeşler, birinci derece mirasçılar (yani çocuklar) olmadığı zaman devreye girer.
Yani miras bırakanın çocuğu veya torunu yoksa, miras anne ve babasına geçer.
Eğer anne veya baba ölmüşse, o tarafın payı çocuklarına, yani kardeşlere geçer.
Örnek:
Murat Bey vefat etti.
Çocuğu yok, babası vefat etmiş, annesi Hayriye Hanım ve iki kardeşi Selim ile Derya hayatta.
Mirasın paylaşımı:
- Anne Hayriye → Mirasın yarısını (½) alır.
- Baba ölmüş olduğu için, babanın payı olan diğer yarı kardeşler arasında eşit bölünür.
- Selim → ¼
- Derya → ¼
Toplam miras 400.000 TL ise:
- Anne → 200.000 TL
- Selim → 100.000 TL
- Derya → 100.000 TL
Kardeşler Arasında Miras Paylaşımı (Tüm Kardeşler Hayattaysa)
Tüm kardeşlerin hayatta olduğu durumda, miras payları eşittir.
Ancak bu durum, miras bırakanın çocuğu, eşi, anne-babası gibi başka mirasçısı yoksa geçerlidir.
Yani miras sadece kardeşler arasında bölünecekse, hepsi aynı oranda pay alır.
Örnek:
Ayşe Hanım vefat ediyor. Çocuğu, eşi, anne ve babası yok.
Geride üç kardeşi var: Elif, Murat ve Selma.
Toplam miras: 300.000 TL
Kardeşler arasında paylaşım:
- Elif → 100.000 TL
- Murat → 100.000 TL
- Selma → 100.000 TL
Tüm kardeşler eşit pay alır.
Babadan Kalan Miras Paylaşımı
Baba öldüğünde geride genellikle eş (anne) ve çocuklar kalır.
Bu durumda paylaşım şu şekildedir:
- Eş (anne) → mirasın ¼’ü (dörtte biri)
- Çocuklar → kalan ¾’ü eşit olarak paylaşır.
Örnek:
Hasan Bey vefat ediyor. Geride eşi Zeynep Hanım ve üç çocuğu (Ali, Ayşe, Cem) var.
Toplam miras: 600.000 TL
- Eş → 150.000 TL (¼)
- Kalan 450.000 TL çocuklar arasında eşit paylaşılır:
- Ali → 150.000 TL
- Ayşe → 150.000 TL
- Cem → 150.000 TL
Eğer eş (anne) de hayatta değilse, miras tamamen çocuklara geçer ve çocuklar eşit pay alır.
Dededen Kalan Miras Nasıl Paylaşılır?
Dede vefat ettiğinde, miras öncelikle kendi çocuklarına (yani ölen kişinin babası veya amca, teyze, hala, dayı gibi kişilere) geçer.
Ancak ölenin babası da vefat etmişse, o zaman dede mirasından torunlar pay alır.
Örnek:
Dede Ahmet vefat etti.
Kendisinin iki oğlu var: Mehmet ve Mustafa.
- Mehmet vefat etmiş, geride iki çocuğu (Ali ve Zeynep) var.
- Mustafa ise hayatta.
Toplam miras: 600.000 TL
- Mustafa (sağ olan çocuk) → 300.000 TL (½)
- Mehmet’in payı (½) → onun çocuklarına geçer:
- Ali → 150.000 TL
- Zeynep → 150.000 TL
Yani torunlar, babalarının yerine geçerek onun miras payını eşit şekilde paylaşırlar.
Baba Bir, Anne Farklı Kardeşlerin Miras Paylaşımı
Bu tür kardeşlere üvey kardeş değil, baba bir veya anne bir kardeş denir.
Yani bu kişiler, ya sadece babadan ya da sadece anneden kardeştir.
Miras paylaşımında bu kardeşlerin payı tam kardeşlerden farklıdır.
Kanuna göre:
- Tam kardeş (anne-baba bir) → tam pay alır.
- Baba bir veya anne bir kardeş → tam kardeşin yarısı kadar pay alır.
Örnek:
Ayşe Hanım vefat etti. Geride 1 tam kardeşi (Murat) ve 2 baba bir kardeşi (Ali ve Cem) kaldı.
Toplam miras: 300.000 TL
Pay dağılımı şu şekildedir:
- Tam kardeş (Murat) → 2 pay
- Baba bir kardeşler (Ali ve Cem) → her biri 1 pay
Toplam pay: 2 + 1 + 1 = 4 pay
Her pay = 300.000 / 4 = 75.000 TL
- Murat → 150.000 TL
- Ali → 75.000 TL
- Cem → 75.000 TL
Yani baba bir (veya anne bir) kardeş, tam kardeşin yarısı kadar miras hakkına sahiptir.
Özet Tablo:
Durum | Kimler Mirasçı | Eşin Payı | Diğer Mirasçıların Payı |
Baba öldü, anne sağ | Anne ve çocuklar | ¼ | ¾ çocuklara eşit |
Kardeşler arası miras | Anne-baba yok, kardeşler var | – | Eşit paylaşım |
Babadan kalan miras | Anne ve çocuklar | ¼ | ¾ çocuklara eşit |
Dededen kalan miras | Dede torunlara veya çocuklara bırakır | Eş varsa ¾ | Kalan ¼ dede tarafına |
Baba bir – anne farklı kardeşler | Tam ve yarım kardeşler birlikte | – | Tam kardeş 2 pay, baba/anne bir 1 pay |
Tapuda Miras Paylaşımı Nasıl Yapılır?
Bir kişi vefat ettiğinde, onun adına kayıtlı taşınmaz mallar (örneğin ev, arsa, tarla) yasal mirasçılarına geçer.
Ancak bu işlem kendiliğinden olmaz; belirli yasal adımlar izlenmelidir.
Veraset İlamı (Mirasçılık Belgesi) Alınır
Öncelikle mirasçılar, noterden veya sulh hukuk mahkemesinden “veraset ilamı” alır.
Bu belge, kimin mirasçı olduğunu ve pay oranlarını gösterir.
Örnek:
Ahmet Bey öldü, geride eşi Ayşe Hanım ve iki çocuğu Ali ile Elif kaldı.
Noterden alınan veraset ilamında şu oranlar yazar:
- Ayşe: ¼ (yani 4’te 1)
- Ali: ⅜ (yani 8’de 3)
- Elif: ⅜
Tapuda İntikal İşlemi Yapılır
Veraset ilamıyla birlikte tapu müdürlüğüne gidilerek “mirasın intikali” yapılır.
Bu işlemle taşınmaz artık ölen kişinin değil, mirasçıların adına tescil edilir.
İntikal işleminden sonra mirasçılar taşınmazın paydaş sahibi olurlar.
Paylaşım (Taksim) İşlemi
Mirasçılar kendi aralarında anlaşırsa tapuda “taksim” işlemiyle taşınmazı bölüşebilirler.
Anlaşma olmazsa miras ortaklığı devam eder veya mahkeme yoluyla “izale-i şuyu (ortaklığın giderilmesi)” davası açılabilir.
Örnek:
Ahmet Bey’in tek bir evi varsa, mirasçılar bu evi ya satar ve bedeli oranında paylaşır ya da tapuda anlaşarak evi birine verir, diğeri payına düşen bedeli alır.
Vasiyetname Varsa Miras Paylaşımı Nasıl Yapılır?
Miras bırakan (murisin) ölmeden önce bir vasiyetname hazırlamış olması, mirasın nasıl paylaşılacağını etkiler.
Ancak bu durumda bile yasal sınırlar vardır.
- Vasiyetnamenin Açılması
Kişi öldükten sonra vasiyetname, sulh hukuk mahkemesinde “açılır”.
Mahkeme, vasiyetnamenin geçerli olup olmadığını inceler.
Geçerli ise, vasiyette yazan şekilde paylaşım yapılır.
- Saklı Paylı Mirasçılar Unutulamaz
Vasiyetname olsa bile, bazı mirasçıların “saklı pay hakkı” vardır (örneğin çocuklar, anne-baba ve sağ eş).
Miras bırakan bu kişileri mirastan tamamen mahrum bırakamaz.
Eğer bıraktıysa, bu kişiler “tenkis davası” açarak saklı paylarını geri alabilirler.
Örnek:
Mehmet Bey, vasiyetnamesinde bütün malını kardeşine bırakmıştır.
Ancak Mehmet Bey’in eşi ve çocukları hayattadır.
Bu durumda vasiyetname geçerlidir ama çocuklar ve eş saklı payları kadar mirastan pay alırlar.
Yani mirasın tamamı kardeşe geçmez.
- Tapu İşlemleri Vasiyete Göre Yapılır
Vasiyetnamede “evim oğlum Can’a kalsın” yazıyorsa, vasiyetname kesinleştikten sonra tapuda ev Can’ın üzerine geçirilir.
Ancak saklı paylı mirasçılar varsa, onların hakları korunur.
Evlilik Dışı Çocukların Yasal Mirasçılığı
Türk Medeni Kanunu’na göre evlilik içinde doğan çocukla evlilik dışında doğan çocuk arasında miras açısından fark yoktur.
Önemli olan çocuğun baba veya anneyle soybağının kurulmuş olmasıdır.
- Anne Yönünden:
Çocuk doğduğu anda annenin soyadını alır ve annenin mirasçısı olur.
Soybağı zaten doğumla kurulduğu için ayrıca işlem gerekmez.
- Baba Yönünden:
Evlilik dışı çocuk babanın mirasçısı olabilmesi için,
ya baba tarafından tanınmalı ya da mahkeme kararıyla babalık hükmen tespit edilmelidir.
Örnek:
Evlilik dışı doğan Zeynep, doğumdan sonra babası tarafından nüfusuna tanıtılmışsa, babası vefat ettiğinde diğer kardeşlerle eşit şekilde mirasçı olur.
Ama baba tanımamışsa ve soybağı kurulmamışsa, Zeynep miras alamaz.
Bu durumda Zeynep, “babalık davası” açabilir.
Boşanma Davası Devam Ederken Eşlerden Biri Ölürse Sağ Kalan Eş Mirasçı Olur mu?
Bu konu en çok karıştırılan noktalardan biridir.
Boşanma davası açılmış olsa bile, boşanma kararı henüz kesinleşmediyse, taraflar hâlâ karı-koca sayılır.
Bu yüzden sağ kalan eş mirasçı olur.
- Boşanma Kararı Kesinleşmeden Ölüm Olursa:
Eşlerden biri dava sürecinde ölürse, dava düşer.
Sağ kalan eş, yasal mirasçı olarak miras hakkına sahip olur.
Örnek:
Ahmet ile Ayşe boşanma davası açtı, mahkeme kararı henüz çıkmadı.
Bu sırada Ahmet vefat etti.
Ayşe hâlâ eşi sayıldığı için Ahmet’in mirasından pay alır.
- Boşanma Kararı Verilmiş Ama Henüz Kesinleşmemişse:
Yargıtay kararlarına göre, mahkeme boşanma kararı verse bile karar kesinleşmeden ölüm olursa eş yine mirasçıdır.
Örnek:
Mahkeme boşanma kararı verdi, fakat taraflardan biri istinafa başvurdu.
Dosya istinaftayken eş vefat etti.
Karar kesinleşmediği için sağ kalan eş yine mirasçı olur.
- Boşanma Kararı Kesinleşmişse:
Artık evlilik hukuken sona ermiştir.
Bu durumda eşler birbirine mirasçı olamaz.
Örnek:
Boşanma kararı temyiz edilmedi ve kesinleşti.
Bir ay sonra eski eşlerden biri öldü.
Artık diğer eş mirasçı değildir.
MİRAS PAYLAŞIM ÖRNEKLERİ
- Miras Bırakanın Sadece Çocukları (Altsoyu) Mirasçıysa
Bu durumda miras, çocuklar arasında eşit şekilde paylaşılır.
Sağ kalan eş yoksa, miras tamamen çocuklara kalır.
Örnek 1:
- Miras bırakanın 1 çocuğu var → o çocuk mirasın tamamını (1/1) alır.
- Miras bırakanın 2 çocuğu var → her biri 1/2 oranında pay alır.
- Miras bırakanın 3 çocuğu var → her biri 1/3 oranında pay alır.
Açıklama:
Çocuklardan biri ölmüş ama onun çocuğu (yani torun) hayattaysa, ölen çocuğun payı toruna geçer.
Buna “halefiyet (temsil)” denir.
- Miras Bırakanın Eşi ve Çocukları Birlikte Mirasçıysa
Bu durumda:
- Eşin miras payı: ¼ (yani dörtte bir)
- Kalan ¾: çocuklar arasında eşit şekilde bölünür.
Örnek 2:
Murat Bey öldü, geride eşi Ayşe ve iki çocuğu Ali ve Elif kaldı.
Toplam miras 100.000 TL olsun.
- Eş Ayşe → 25.000 TL (1/4)
- Kalan 75.000 TL → çocuklara eşit bölünür:
- Ali → 37.500 TL
- Elif → 37.500 TL
Açıklama:
Çocuk sayısı artsa da eşin payı değişmez (her zaman ¼’tür).
Ancak çocukların sayısı arttıkça onların bireysel payı azalır.
- Miras Bırakanın Anne ve Babası Mirasçıysa (Altsoy Yoksa)
Eğer miras bırakanın çocuğu yoksa, miras anne ve baba arasında eşit olarak paylaşılır.
Örnek 3:
Miras bırakan Bekir Bey, bekâr ve çocuksuz olarak öldü.
Geride yalnızca anne Fatma Hanım ve baba Ahmet Bey kaldı.
100.000 TL’lik miras şöyle paylaşılır:
- Anne → 50.000 TL (1/2)
- Baba → 50.000 TL (1/2)
Açıklama:
Anne veya babadan biri ölmüşse, onun payı kendi çocuklarına (yani miras bırakanın kardeşlerine) geçer.
- Miras Bırakanın Anne-Babası ve Eşi Mirasçıysa
Eğer miras bırakanın eşi ile anne ve babası birlikte mirasçıysa:
- Eşin payı: ½ (yani yarısı)
- Kalan ½: anne ve baba arasında eşit paylaşılır.
Örnek 4:
Ayhan Bey öldü, geride eşi Zehra, annesi Emine, babası Hasan kaldı.
Toplam miras: 200.000 TL
- Eş Zehra → 100.000 TL (1/2)
- Anne Emine → 50.000 TL (1/4)
- Baba Hasan → 50.000 TL (1/4)
Açıklama:
Eğer anne veya baba ölmüşse, onun payı kendi çocuklarına (yani miras bırakanın kardeşlerine) geçer.
- Miras Bırakanın Büyük Anne ve Büyük Babaları Mirasçıysa
Birinci ve ikinci zümrede (çocuk, anne-baba) kimse yoksa, sıra büyükanne ve büyükbabalara gelir.
Anne tarafından iki kişi, baba tarafından iki kişi olmak üzere dört kişi eşit pay alır.
Örnek 5:
Miras bırakanın anne-baba ve çocukları yok, sadece dört büyük ebeveyn hayatta:
- Anneanne, dede, babaanne, büyükbaba
Toplam miras 400.000 TL →
- Her biri 100.000 TL (1/4’er pay alır)
Açıklama:
Eğer büyükbaba veya büyükanne ölmüşse, onların payı kendi altsoylarına (hala, amca, teyze, dayı) geçer.
- Miras Bırakanın Büyük Anne-Babaları ve Eşi Mirasçıysa
Bu durumda:
- Eşin payı: ¾ (yani mirasın dörtte üçü)
- Kalan ¼: büyükanne ve büyükbaba arasında eşit paylaşılır.
Örnek 6:
Ayşe Hanım öldü, geride eşi Mehmet, anneannesi Fatma, dedesi Mustafa, babaanne Emine, büyükbaba Hüseyin kaldı.
Toplam miras: 160.000 TL
- Eş Mehmet → 120.000 TL (3/4)
- Kalan 40.000 TL → dört büyük ebeveyne eşit:
- Her biri 10.000 TL (1/16 oranında)
Açıklama:
Bu durumda eş en yüksek paya sahip olur çünkü önceki zümreler (çocuklar, anne-baba) hayatta değildir.
- Miras Bırakanın Kardeşleri ve Eşi Mirasçıysa
Eğer anne-baba ölmüş ama kardeşler hayattaysa:
- Eşin payı: ½
- Kalan ½: kardeşler arasında eşit bölünür.
Örnek 7:
Ali Bey öldü, geride eşi Fatma, kardeşleri Zeynep ve Ahmet kaldı.
Toplam miras: 120.000 TL
- Eş Fatma → 60.000 TL (1/2)
- Zeynep → 30.000 TL (1/4)
- Ahmet → 30.000 TL (1/4)
Açıklama:
Eğer sadece bir kardeş varsa, o kardeş ½ pay alır.
- Anne veya Babadan Biri, Kardeşler ve Eş Mirasçıysa
Bu durumda:
- Eşin payı: ½
- Kalan ½: hayatta olan anne veya baba ile kardeşler arasında paylaşılır.
Örnek 8:
Miras bırakan Selin Hanım öldü, geride eşi Cem, annesi Ayten ve kardeşleri Deniz ve Arda kaldı.
Toplam miras: 200.000 TL
- Eş Cem → 100.000 TL (1/2)
- Kalan 100.000 TL:
- Anne Ayten → 50.000 TL (1/4)
- Deniz → 25.000 TL (1/8)
- Arda → 25.000 TL (1/8)
Açıklama:
Eğer anne de ölmüş olsaydı, onun payı kardeşler arasında eşit paylaşılırdı.
Özet Tablo
Miras Durumu | Eşin Payı | Diğer Mirasçılar | Paylaşım Oranı |
Sadece çocuklar | – | Çocuklar | Eşit |
Eş + çocuklar | 1/4 | Çocuklar 3/4’ü paylaşır | Eş 1/4, çocuklar eşit |
Anne + baba | – | Anne 1/2, baba 1/2 | Eşit |
Eş + anne + baba | 1/2 | Anne 1/4, baba 1/4 | Eş yarı alır |
Büyük anne + büyük baba | – | Her biri 1/4 | Eşit |
Eş + büyük anne + büyük baba | 3/4 | Diğerleri 1/4’ü paylaşır | Eş 3/4 |
Eş + kardeşler | 1/2 | Kardeşler 1/2’yi paylaşır | Eş 1/2 |
Eş + anne (veya baba) + kardeşler | 1/2 | Kalan 1/2 anne ve kardeşlerce paylaşılır | Eş 1/2 |
Miras Paylaşımında Uyuşmazlık Yaşanırsa Ne Olur?
Miras paylaşımı sürecinde mirasçılar arasında fikir ayrılıkları yaşanması oldukça sık karşılaşılan bir durumdur. Her ne kadar Türk Medeni Kanunu mirasçılara paylaşım konusunda serbestlik tanımış olsa da, taraflar arasında anlaşma sağlanamadığında devreye mahkeme süreci girer.
Kanuni Dayanak: Türk Medeni Kanunu’nun 642. maddesinin ikinci fıkrası, mirasçıların paylaşım biçimini kendi aralarında belirleyebileceğini düzenler. Ancak bu serbesti, kanunun emredici hükümlerine aykırı olamaz.
Uzlaşma Sağlanamazsa: Mirasçılar paylaşım konusunda anlaşamazsa, çözüm yolu mahkeme aracılığıyla sağlanır. Bu durumda “miras paylaşımı davası” açılarak paylaşımın yargı denetimi altında yapılması istenir.
Mahkemenin Rolü: Sulh hukuk mahkemesi, miras mallarını aynen bölüştürmeye çalışır. Ancak bu mümkün değilse malların satılmasına karar verilir ve elde edilen bedel, mirasçılar arasında paylaştırılır.
Sonuç olarak, miras paylaşımı konusunda yaşanan anlaşmazlıklar genellikle yargı kararıyla çözüme kavuşturulur.
Miras Paylaşımı Davası Nedir?
Miras paylaşımı davası, mirasçılar arasında terekenin nasıl bölüneceği konusunda uzlaşma sağlanamadığında başvurulan hukuki bir yoldur. Bu davayla birlikte miras ortaklığı sona erer ve her bir mirasçının payı resmi olarak belirlenir.
Görevli ve Yetkili Mahkeme: Dava, mirasbırakanın (ölen kişinin) son yerleşim yerindeki Sulh Hukuk Mahkemesi’nde açılır.
Davayı Kim Açabilir? Mirasçılardan her biri, diğer mirasçılara karşı paylaşım talebiyle bu davayı açabilir.
Mahkeme Süreci:
- Mahkeme önce terekenin kapsamını ve değerini bilirkişi yardımıyla tespit eder.
- Bölünebilir mallar varsa aynen paylaşım yapılır.
- Bölünmesi mümkün olmayan mallar (örneğin taşınmazlar) satışa çıkarılır.
- Satıştan elde edilen gelir, miras paylarına göre bölüştürülür.
Denkleştirme (İvaz): Eğer bir taşınmaz tamamen bir mirasçıya verilirse, diğer mirasçılara “denkleştirme ödemesi” yapılması sağlanır. Böylece herkes hakkına düşen değeri almış olur.
Bu dava sonucunda mirasçılar, elbirliği mülkiyeti yerine kendi payları üzerinde bireysel mülkiyet hakkı kazanırlar
Miras Paylaşımında Avukatın Rolü Neden Önemlidir?
Miras hukuku, hem maddi hukuk hem de usul kuralları bakımından oldukça karmaşık bir alandır. Bu nedenle miras paylaşım süreci, çoğu zaman mirasçılar arasında uyuşmazlıklara yol açabilir. Sürecin doğru ve hızlı şekilde ilerlemesi için, miras hukuku konusunda deneyimli bir avukattan destek alınması büyük önem taşır.
Avukat Desteğiyle Sağlanabilecek Faydalar:
- Terekenin Tespiti: Miras bırakanın tüm malvarlığının ortaya çıkarılması, saklanan veya devredilen malların tespiti.
- Saklı Payların Korunması: Yasal mirasçıların haklarının ihlal edilip edilmediğinin incelenmesi.
- Dava Sürecinin Takibi: Miras paylaşımı davası açılması, delillerin toplanması, bilirkişi raporlarının hazırlanması ve mahkeme sürecinin yönetimi.
- Adil Paylaşımın Sağlanması: Taraflar arasında hem kanuna hem de hakkaniyete uygun bir paylaşımın yapılması.
Avukat desteği olmadan yürütülen miras işlemlerinde hak kaybı yaşanma riski yüksektir. Özellikle terekenin kapsamının geniş olduğu veya birden fazla taşınmazın bulunduğu durumlarda, profesyonel hukuki destek almak mirasçıların menfaatine olacaktır.
Sonuç Olarak:
Miras paylaşımında anlaşmazlık çıkması halinde uzlaşma öncelikli olarak denenmeli, ancak bu mümkün olmazsa Sulh Hukuk Mahkemesi’ne başvurularak yargı süreci başlatılmalıdır. Sürecin doğru yürütülmesi ve miras haklarının korunması açısından, bir miras hukuku avukatının rehberliği büyük önem taşır.
AKLINIZA TAKILAN SORULARI SORABİLİRSİNİZ

One Comment