12. Yargı Paketi Maddeleri 2026: Genel Af Var mı, Ne Zaman Çıkacak? (Son Durum)

TCK'ya eklenmesi planlanan yeni casusluk suçu ve etki ajanlığı düzenlemesi.

12. Yargı Paketi Taslağı Üzerine Hukuki Bir İnceleme: Reformlar ve Beklentiler

Türkiye’de modern hukuk sisteminin dinamik yapısı, toplumsal ihtiyaçlar ve teknolojik gelişmeler ışığında sürekli bir yenilenme içerisindesidir. Adalet Bakanlığı tarafından hazırlıkları sürdürülen ve kamuoyunda 12. Yargı Paketi olarak bilinen yeni kanun teklifi taslağı, bu vizyonun en güncel halkasını oluşturmaktadır. 2026 yılı itibarıyla yasalaşması beklenen bu paket, yalnızca bir kanun değişikliği metni değil; aynı zamanda Yargı Reformu Strateji Belgesi ve İnsan Hakları Eylem Planı hedefleriyle uyumlu bir kurumsal dönüşüm projesidir.

İçindekiler

Yargı sistemimizdeki tıkanıklıkları aşmayı hedefleyen 12. Yargı Paketi, adalete erişimi kolaylaştırmayı, yargılama sürelerini makul düzeye çekmeyi ve hukuki güvenliği pekiştirmeyi amaçlamaktadır. Geçmişteki yargı paketlerinden farklı olarak bu düzenleme, ceza hukukundaki infaz rejiminden ziyade, hukuk yargılamasındaki usuli hataların giderilmesine ve dijitalleşmenin yargıya entegrasyonuna odaklanmaktadır. Bir hukukçu perspektifiyle bakıldığında, bu reform dalgasının temel motivasyonu; “geç gelen adalet adalet değildir” ilkesini teoriden pratiğe dökmek ve vatandaşın mahkeme kapısındaki bekleyişini minimize etmektir. Bu bağlamda, taslağın içeriği hem teorik hukuk tartışmaları hem de uygulama pratikleri açısından titizlikle analiz edilmelidir.

12. Yargı Paketi maddeleri ve güncel hukuk reformu düzenlemeleri.

2. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda (HMK) Öngörülen Usuli Değişiklikler

12. Yargı Paketi’nin en hacimli ve teknik kısmını hiç kuşkusuz 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) üzerinde yapılması planlanan revizyonlar oluşturmaktadır. Hukuk mahkemelerindeki dava yükünün sürdürülemez bir boyuta ulaşması, kanun koyucuyu “usul ekonomisi” ilkesini daha sert uygulamaya sevk etmiştir. Bu kapsamda öne çıkan temel başlıklar şunlardır:

Yargılama Sürelerinin Kısaltılması ve Dijital Entegrasyon:

Taslakta yer alan en kritik düzenlemelerden biri, e-duruşma ve uzaktan tanık dinleme mekanizmalarının kapsamının genişletilmesidir. SEGBİS ve benzeri sistemlerin artık bir istisna değil, tarafların talebi halinde asıl unsur olması planlanmaktadır. Bu durum, özellikle şehir dışındaki avukatların ve tarafların yol masraflarını ve zaman kayıplarını azaltarak yargılamanın maliyetini düşürecektir.

Basitleştirilmiş Yargılama ve Dosya Üzerinden Karar Verme:

Hukuki niteliği bakımından karmaşık olmayan, ispat araçlarının büyük oranda belgeye dayandığı belirli dava türlerinde, mahkemelerin duruşma açmaksızın dosya üzerinden karar verebilmesinin önü açılmaktadır. Basit yargılama usulü ile “yazılı yargılama usulü” arasındaki farkların belirginleşeceği bu sistemde, tarafların dilekçeler aşamasını tamamlamasının ardından hakimin hüküm kurabilmesi, davaların aylar değil, haftalar içinde sonuçlanmasına imkan tanıyacaktır.

Mülkiyet Hakkının Enflasyona Karşı Korunması ve Ekonomi-Hukuk İlişkisi

Yargılamanın uzaması, özellikle yüksek enflasyon dönemlerinde alacaklı taraf için ciddi bir fiili mülksüzleşme riski doğurmaktadır. Bir tazminat veya alacak davasının 5-6 yıl sürmesi, hüküm altına alınan miktarın reel değerini yitirmesine neden olmaktadır. 12. Yargı Paketi’nin felsefi temelinde, yargı hızını artırarak mülkiyet hakkını koruma gayesi yatmaktadır. Dava süresinin kısalması, alacağın değerini korumasını ve ekonomik döngünün tıkanmamasını sağlar. Bu bağlamda reformun başarısı, yalnızca dosya kapatma sayısı ile değil, vatandaşın mülkiyet hakkının piyasa koşulları karşısında ne kadar korunduğu ile ölçülecektir.

Tebligat Reformu: Yargılamanın Önündeki Kronik Tıkanıklığın Aşılması

Hukuk yargılamalarında makul sürede yargılanma hakkını ihlal eden en temel faktörlerden biri, tebligat süreçlerinde yaşanan aksaklıklardır. Mevcut sistemde fiziki tebligatın ulaştırılamaması, usulsüz tebligat itirazları ve adres araştırmaları davanın esasına girilmesini aylar hatta yıllar boyu geciktirebilmektedir. 12. Yargı Paketi ile Tebligat Kanunu kapsamında öngörülen dijitalleşme hamlesi, tebligatı bir engel olmaktan çıkarıp süreci hızlandıran bir araç haline getirmeyi amaçlamaktadır. Elektronik tebligatın (UETS) kapsamının genişletilmesi ve usul hükümlerinin sadeleştirilmesi, yargılamanın en maliyetli ve zaman alıcı kalemini minimize edecektir. Bu düzenleme, sadece hız değil, aynı zamanda hukuki güvenliği de pekiştirerek “tebligat usulsüzlüğü” nedeniyle bozulan kararların sayısını azaltacaktır.

Kanun Yolu İncelemelerinden Dönen Dosyaların Önceliklendirilmesi:

Uygulamada en büyük şikayet konularından biri olan “bozma sonrası gecikme” sorunu için de çözüm üretilmektedir. İstinaf veya Yargıtay tarafından bozularak yerel mahkemeye gönderilen dosyaların, mahkeme ajandasında otomatik olarak üst sıralara çekilmesi ve belirli bir süre içinde duruşma günü verilmesi zorunluluğu getirilmektedir. Bu düzenleme, hukuki kesinliğin sağlanması ve mülkiyet hakkı gibi temel hakların sürüncemede kalmaması adına devrim niteliğindedir. Ayrıca, belirsiz alacak davası ve kısmi dava ayrımındaki kafa karışıklıklarını giderecek usuli netleştirmeler de bu paketin profesyonel hukukçular tarafından en çok beklenen maddeleri arasındadır.

3. İnfaz Hukuku ve "Cezasızlık Algısının" Giderilmesi Projeksiyonu

Türk hukuk sisteminde kamu düzeninin korunması, yalnızca suçun işlenmesini önlemekle değil, işlenen suçun ardından uygulanan yaptırımın toplumsal adalet duygusunu tatmin etmesiyle mümkündür. 12. Yargı Paketi içerisinde yer alan infaz hukuku düzenlemeleri, son yıllarda kamuoyunda sıkça dile getirilen “cezasızlık algısı” sorununa köklü bir çözüm getirmeyi amaçlamaktadır. Mevcut infaz rejimi uyarınca, belirli bir sürenin altındaki hapis cezalarının doğrudan denetimli serbestliğe dönüşmesi veya koşullu salıverilme sürelerinin kısalığı, suç işleyen bireyin cezaevi ortamına hiç girmemesi gibi bir sonuç doğurmaktadır.

Bu noktada 12. Yargı Paketi ile getirilmesi planlanan en kritik yenilik, “Cezanın Belirli Bir Kısmının Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda Çektirilmesi” kuralıdır. Hukuki kulislerde “1/5” veya “%10” kuralı olarak adlandırılan bu düzenleme uyarınca; mahkumiyet kararı ne kadar az olursa olsun, hükümlünün cezasının sembolik de olsa belirli bir bölümünü cezaevinde geçirmesi öngörülmektedir. Örneğin, 2 yıl hapis cezası alan bir failin mevcut sistemdeki “yatarı yok” algısının aksine, yeni düzenleme ile belirlenecek oranı kapalı kurumda infaz etmesi, cezanın caydırıcılık fonksiyonunu yeniden canlandıracaktır. Ayrıca denetimli serbestlik uygulamasının otomatik bir hak olmaktan çıkarılıp, hükümlünün iyi hali ve topluma uyum sağlama potansiyeline göre daha sıkı denetlenmesi de paketin infaz disiplini başlıkları arasındadır. Bu düzenleme bir genel af niteliği taşımamakta; tam aksine, suç teşkil eden fiillerin yaptırımsız kaldığı yönündeki toplumsal algıyı hukuki bir müdahale ile onarmayı hedeflemektedir.

4. Türk Ceza Kanunu’nda Yeni Bir İhdas: Devlet Güvenliği ve "Etki Ajanlığı"

12. Yargı Paketi’nin doktriner ve siyasal anlamda en çok tartışılan maddesi, kamuoyunda “Etki Ajanlığı” olarak bilinen, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) “Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk” bölümünde yapılması planlanan değişikliğidir. Modern dünyada istihbarat ve casusluk faaliyetlerinin yöntem değiştirmesi, siber alanın ve dezenformasyonun birer silah olarak kullanılması, kanun koyucuyu casusluk suçunun tanımını genişletmeye itmiştir.

Hukuk mahkemelerinde yargılamayı hızlandıracak HMK usul değişiklikleri.

Profesyonel bir hukuki perspektifle analiz edildiğinde bu düzenleme; yabancı bir devlet veya organizasyonun stratejik çıkarları doğrultusunda, Türkiye Cumhuriyeti’nin güvenliği, iç veya dış siyasal yararları aleyhine gerçekleştirilen organizasyonel faaliyetlerin yaptırım altına alınmasını öngörmektedir. Mevcut TCK hükümlerindeki casusluk tanımı genellikle “bilgi ve belge sızdırma” üzerine kurulu iken; yeni ihdas edilecek bu madde ile “etki faaliyetleri” de suçun maddi unsuru haline gelebilecektir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken en hassas nokta, “hukuki belirlilik” ilkesidir. Avukatlar ve hukukçu akademisyenler, söz konusu düzenlemenin ifade özgürlüğü, basın hürriyeti ve sivil toplum faaliyetlerini kısıtlayıcı bir biçimde geniş yorumlanmaması gerektiği konusunda hemfikirdir. Bu nedenle, yasalaşma sürecinde suçun unsurlarının muğlaklıktan arındırılması, niyet ve kastın net bir şekilde tanımlanması hayati önem arz etmektedir. Düzenleme, Türkiye’nin ulusal güvenliğini hibrit tehditlere karşı koruma amacı taşırken, demokratik hukuk devleti standartlarının korunması gerekliliği de bu tartışmanın merkezinde yer almaktadır.

5. Anayasa Mahkemesi İptal Kararları Işığında Aile Hukuku Düzenlemeleri

12. Yargı Paketi, yalnızca bir reform paketi değil, aynı zamanda Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) verdiği iptal kararları sonucunda oluşan yasal boşlukları doldurma misyonunu da taşımaktadır. Özellikle Türk Medeni Kanunu kapsamında aile hukuku ve kişilik hakları alanında yapılan revizyonlar, bireylerin hak arama hürriyeti ve özel hayatın gizliliği ilkeleriyle doğrudan bağlantılıdır.

12. Yargı Paketi infaz düzenlemesi ve genel af tartışmaları üzerine analiz.

Bu çerçevede en dikkat çekici düzenleme, soybağının reddi davalarına ilişkindir. AYM’nin daha önce verdiği iptal kararları uyarınca; babalık karinesinin çürütülmesi ve nesebin düzeltilmesi davalarında tarafların (özellikle çocuğun ve annenin) dava açma hakları ile hak düşürücü süreler yeniden ele alınmaktadır. Mevcut sistemde çocuğun biyolojik gerçekliği öğrenmesi ile dava açma süresi arasındaki katı kurallar, mülkiyet ve miras hukukunu da doğrudan etkileyen mağduriyetlere yol açabilmekteydi. Yeni paket ile soybağına ilişkin davalarda sürelerin hakkaniyete uygun şekilde revize edilmesi ve babalık davası süreçlerinin daha adil bir zemine oturtulması hedeflenmektedir. Bu düzenleme, aile birliğinin korunması ile biyolojik gerçeklik arasındaki hassas dengenin hukuk eliyle yeniden kurulmasını sağlayacaktır.

6. Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yöntemlerinin (ADR) Kapsam Genişletilmesi

Sonuç olarak 12. Yargı Paketi; ceza adaletindeki caydırıcılık unsurundan hukuk mahkemelerindeki usul ekonomisine, aile hukukundaki hak arama özgürlüğünden dijitalleşen noterlik hizmetlerine kadar geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır. Bir avukat olarak vurgulamak gerekir ki; yasaların asıl başarısı, kâğıt üzerindeki metinlerden ziyade, bu metinlerin uygulayıcılar (hakim, savcı ve avukatlar) tarafından nasıl yorumlanacağı ile belirlenir.

Paketin yasalaşma sürecinde, özellikle “etki ajanlığı” ve “infazdaki yeni süreler” gibi toplumun genelini ilgilendiren maddelerin, savunma hakkı ve adil yargılanma hakkı ile çelişmeyecek şekilde olgunlaştırılması elzemdir. Yargılamanın hızlanması arzu edilen bir sonuç olsa da, bu hızın adaletin kalitesinden ve hukuki güvenlik ilkesinden ödün vermemesi gerekir. 2026 yılı içerisinde yürürlüğe girmesi beklenen bu düzenlemelerin, Türk yargı sisteminde kronikleşmiş sorunlara ne ölçüde neşter vuracağını zaman ve yüksek yargı içtihatları gösterecektir.

7. Avukatların Bilgi ve Belgeye Erişim Yetkisinin Genişletilmesi

Adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan “silahların eşitliği” ilkesi, savunma makamının delillere erişim gücüyle ölçülür. Uygulamada avukatlar, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) veya kurumsal iç düzenlemeler gerekçe gösterilerek, uyuşmazlığın çözümü için hayati önem taşıyan bilgi ve belgelere erişimde ciddi engellerle karşılaşmaktadır. 12. Yargı Paketi, avukatların kamu kurum ve kuruluşları nezdindeki delil toplama yetkisini tahkim etmeyi hedeflemektedir. Belgeye erişimin bir “takdir” değil, yargısal bir zorunluluk haline getirilmesi, delillerin mahkemeye daha erken sunulmasını sağlayacak ve davanın hazırlık aşamasını kısaltacaktır. Bu, savunma hakkının maddi boyutunu güçlendiren en önemli demokratik kazanımlardan biri olacaktır.

8. Noter Yardımcılığı Müessesesi ve Çekişmesiz Yargı Reformu

Yargı üzerindeki idari yükü hafifletmek amacıyla noterlik sisteminde yapısal bir değişikliğe gidilmektedir. Noter Yardımcılığı kadrosunun ihdası, noterlerin iş yükünü paylaştırarak hukuki işlemlerin daha hızlı ve hatasız yapılmasını sağlayacaktır. Ayrıca, çekişmesiz yargı işlerinin (hasımsız davalar, bazı miras işlemleri vb.) mahkemelerden alınarak noterlere devredilmesi süreci bu paketle bir üst aşamaya taşınmaktadır. Bu sayede hakimlerin mesailerini yalnızca “çekişmeli” ve “karmaşık” davalara ayırması sağlanarak yargı kalitesinin artırılması hedeflenmektedir.

TCK'ya eklenmesi planlanan yeni casusluk suçu ve etki ajanlığı düzenlemesi.

12. Yargı Paketi Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

12. Yargı Paketi kapsamında bir “genel af” var mı?

Hayır. 12. Yargı Paketi taslağında bir genel af veya geniş kapsamlı bir infaz indirimi yer almamaktadır. Paketin ana odağı, yargılama usullerinin hızlandırılması ve cezasızlık algısını ortadan kaldıracak teknik düzenlemelerdir.

Yeni yargı paketi ne zaman yasalaşacak?

Taslağın 2026 yılının ilk yarısında TBMM Adalet Komisyonu’na gelmesi ve ardından Genel Kurul’da oylanarak Resmi Gazete’de yayımlanması beklenmektedir. Kesin tarih, Meclis takvimine bağlı olarak netleşecektir.

“Etki Ajanlığı” düzenlemesi nedir, kimleri kapsar?

Bu düzenleme, Türk Ceza Kanunu’nda casusluk suçunun kapsamını genişletmeyi amaçlar. Sadece bilgi sızdırmayı değil, yabancı devletler adına Türkiye’nin çıkarları aleyhine yürütülen organizasyonel “etki faaliyetlerini” de suç kapsamına almayı hedeflemektedir.

12. Yargı Paketi ile denetimli serbestlik süresi değişecek mi?

Taslakta, denetimli serbestlik süresinin uzatılması değil; aksine cezanın belirli bir kısmının mutlaka kapalı cezaevinde infaz edilmesi (örneğin 1/5 kuralı) üzerinde çalışılmaktadır. Bu, kısa süreli hapis cezalarının “yatarı yok” algısını kırmaya yöneliktir.

Hukuk davaları bu paketle hızlanacak mı?

Evet. Özellikle HMK’da yapılacak değişiklikler, basit yargılama usulünün genişletilmesi ve e-duruşma sisteminin yaygınlaştırılması ile hukuk davalarının sonuçlanma sürelerinin %30 oranında kısalması öngörülmektedir.

Soybağının reddi davasında yeni süreler ne olacak?

Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararları doğrultusunda, çocuğun ve babanın hak düşürücü sürelere takılmadan biyolojik gerçekliği öğrendikten sonra dava açabilmesini sağlayacak daha esnek ve hakkaniyetli süreler belirlenecektir.

AKLINIZA TAKILAN SORULARI SORABİLİRSİNİZ

Thanks for sending Email!

Processing...

Diğer Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir