Haysiyetsiz Hayat Sürme ve Suç İşleme Nedeniyle Boşanma Davası (TMK 163)

Boşanma davasında haysiyetsiz hayat sürmenin ispatı

Haysiyetsiz Hayat Sürme ve Suç İşleme Nedeniyle Boşanma Davası (TMK 163)

Haysiyetsiz hayat sürme, Türk Medeni Kanunu’na göre, toplumun genel ahlak anlayışına, şeref ve namus kavramına aykırı bir yaşam biçiminin bilinçli olarak benimsenmesi ve bu davranışların süreklilik göstermesi anlamına gelir. TMK 163. madde uyarınca, eşlerden biri bu tür bir hayat tarzını sürdürüyorsa ve bu nedenle evlilik birliğinin devamı diğer eş açısından mümkün olmuyorsa, haysiyetsiz hayat sürme nedeniyle boşanma davası açılabilir.

İçindekiler

MADDE METNİ AYNEN ŞÖYLEDİR:

“III. Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme

Madde 163- Eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler veya haysiyetsiz bir hayat sürer ve bu sebeplerden ötürü onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenemezse, bu eş her zaman boşanma davası açabilir.”

Bu boşanma sebebi, kusura dayalı özel boşanma nedenlerinden biridir ve süre sınırlamasına tabi değildir. Önemli olan, davranışların bir yaşam tarzına dönüşmüş olması ve ortak hayatın çekilmez hale gelmesidir.

TMK 163’e göre suç işleme nedeniyle boşanma şartları

Madde Metnindeki “Küçük Düşürücü Suç” Kavramı

Küçük düşürücü suçların işlenmesi, TMK 163’e göre boşanmanın en önemli özel sebeplerinden biridir. Eşin toplumda itibar kaybına yol açan, güven ilişkisini zedeleyen ve evlilik birliğini temelden sarsan bu tür fiiller, mağdur eşe derhal boşanma davası açma hakkı verir.

Suç İşlenmesi Şartı

Boşanma davasının açılabilmesi için eşlerden birinin ahlaki değerleri zedeleyen ve toplumda küçük düşürücü kabul edilen bir suçu işlemiş olması yeterlidir. Bu suçun mutlaka evlilik devam ederken işlenmiş olması gerekir.

Suçun Tanımı ve Unsurları

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’na göre suç; toplum düzenini korumak amacıyla belirlenmiş kuralların ihlali olarak tanımlanır.
Bir fiilin suç sayılabilmesi için şu unsurları taşıması gerekir:

  • Maddi unsur (fail, mağdur, konu, fiil, netice, nedensellik bağı)
  • Manevi unsur (kast, taksir)

Bu çerçevede işlenen ve kişiyi toplum karşısında küçük düşüren fiiller, küçük düşürücü suçlar nedeniyle boşanma davasına gerekçe olabilir.

Küçük Düşürücü Suçlar Nelerdir?

Küçük düşürücü suçlar, toplum tarafından yüz kızartıcı, ahlaka aykırı veya kişinin sosyal itibarını ağır şekilde zedeleyen fiiller olarak kabul edilir.
Anayasa’nın 76. maddesi kapsamında yer alan bazı suçlar, TMK 163 anlamında küçük düşürücü suç sayılır. Bunlar arasında:

  • Zimmet
  • İrtikap
  • Rüşvet
  • Hırsızlık
  • Dolandırıcılık
  • Sahtecilik

Ayrıca uygulamada cinsel saldırı, cinsel taciz gibi suçlar da “yüz kızartıcı ve küçük düşürücü suç” niteliği taşır.

Küçük Düşürücü Niteliğin Hâkim Tarafından Belirlenmesi

Her olay kendi özelinde değerlendirilir. Hâkim, suçun niteliğini belirlerken:

  • Toplumun genel ahlaki ölçülerini
  • Davranışın eşin sosyal itibarına etkisini
  • Fiilin evlilik birliğini nasıl sarstığını dikkate alır.

Küçük Düşürücü Suçların Boşanma Davalarındaki Rolü

TMK’nın 163. maddesine göre bir suçun kasten işlenmiş olması gerekir. Taksirle işlenen fiiller veya hukuka uygunluk sebeplerinden doğan davranışlar bu madde kapsamında değerlendirilmez.

Tek bir kez işlenmiş küçük düşürücü suç dahi boşanma davası açılması için yeterlidir. Suçun tekrarlanması şart değildir.

Haysiyetsiz hayat sürme boşanma sebebi görseli

Ceza Mahkemesi Kararlarının Etkisi

Aile mahkemesi, ceza mahkemesinin kararlarıyla bağlı değildir; eşin suç işleyip işlemediğini kendi delillerine göre de değerlendirebilir. Ancak ceza mahkemesinin şu konulardaki kararları boşanma davasında bağlayıcıdır:

  • Fiilin işlenip işlenmediği
  • Failin kimliği
  • Davranışın hukuka aykırılığı

Bu yönüyle ceza yargılaması, küçük düşürücü suçlar nedeniyle boşanma davasında önemli bir delil teşkil eder.

Haysiyetsiz Hayat Sürme Nedir? Hukuki Anlamı

Haysiyetsiz hayat sürme kavramı, bireyin toplum tarafından kabul edilmeyen; ahlaki değerleri, şeref ve haysiyet kavramını zedeleyen bir yaşam biçimini sürekli olarak devam ettirmesi şeklinde tanımlanır. Bu kavram yasal metinlerde kesin olarak sınırlandırılmamış olup, değerlendirme hâkimin takdirine bırakılmıştır.

Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme boşanma şartları infografik

Haysiyetsiz bir yaşamdan söz edilebilmesi için şunlar aranır:

  • Davranışların süreklilik göstermesi
  • Toplumun genel değer yargılarına aykırı olması
  • Diğer eş açısından evliliği sürdürülemez hale getirmesi
  • Eşin bu davranışları kendi iradesiyle yapması

Dolayısıyla tek seferlik bir eylem, haysiyetsiz hayat sürme olarak kabul edilmez.

Ceza davası ve boşanma ilişkisi görseli

Haysiyetsiz Hayat Sürme Kapsamına Giren Davranışlar

Yargıtay kararları ve yerleşik uygulamalar doğrultusunda bazı davranışlar haysiyetsiz hayat kapsamında değerlendirilir. Bu davranışlardan bazıları şunlardır:

  • Evlilik dışı ilişkilerin süreklilik kazanması
  • Sürekli şekilde kumar oynama veya kumar bağımlılığı
  • Aşırı alkol bağımlılığı (ayyaşlık)
  • Uyuşturucu madde kullanımı veya ticareti
  • Randevu evi işletmek, fuhuşla bağlantılı faaliyetlerde bulunmak
  • Hayat kadını olarak çalışmak
  • İnsan ticareti ile uğraşmak
  • Teşhircilik
  • Toplum tarafından ayıplanan, namus ve haysiyetle bağdaşmayan yaşam biçimlerinin sürekli hale gelmesi

Bu örnekler sınırlayıcı değildir. Her olayın değerlendirilmesi somut olaya, toplumun değer yargılarına ve dosya kapsamına göre yapılır.

Haysiyetsiz Hayat Sürme Nedeniyle Boşanma Davasının Şartları

TMK 163’e göre bir boşanma davasının kabul edilebilmesi için bazı şartların birlikte bulunması gerekir.

  1. Süreklilik Arz Eden Bir Yaşam Tarzı Olmalıdır

Kanun “hayat sürme” ifadesini kullandığından, tek bir davranış yeterli değildir. Davranışların:

  • Düzenli olarak tekrar edilmesi
  • Bir alışkanlık ya da yaşam biçimi haline gelmesi

gerekmektedir.

Tek seferlik kumar oynama, bir defalık uygunsuz davranış gibi fiiller haysiyetsiz hayat kapsamında değerlendirilmez.

  1. Davranışların Evlilik Süresince Devam Etmesi

Eylemler evlenmeden önce başlamış olsa bile, evlilik devam ederken sürüyorsa boşanma sebebi oluşturur. Ancak:

  • Evlilikten önce haysiyetsiz bir yaşam tarzı varsa
  • Fakat evlendikten sonra tamamen terk edilmişse

bu maddeye dayanılarak boşanma davası açılamaz.

  1. Eş Kusurlu Olmalıdır

Haysiyetsiz hayat süren eşin bu davranışları kendi iradesiyle gerçekleştirmesi gerekir.

Zorla, tehdit ile veya baskı altında:

  • Uyuşturucu kullanan
  • Fuhuş yapmaya zorlanan
  • Belirli bir ortama mecbur bırakılan

kişiler kusurlu sayılmaz. Bu nedenle kusur şartı oluşmadığında TMK 163’e dayanılarak boşanma kararı verilemez.

  1. Ortak Hayatın Çekilmez Hale Gelmesi

Boşanma davasında en önemli unsur “çekilmezlik şartı”dır. Yani, diğer eş açısından evliliği sürdürmek artık makul ölçüde mümkün olmamalıdır.

Örneğin:

  • Eşin sürekli alkol kullanması ve aile düzenini bozması
  • Kumar borçları nedeniyle aileyi maddi açıdan zarara uğratması
  • Süreklilik gösteren uygunsuz ilişkiler içinde bulunması ortak hayatı çekilmez hale getirebilir.

Ayrıca Yargıtay’a göre, uzun süre bu yaşam tarzına ses çıkarmayan bir eşin sonradan TMK 163’e dayanması iyi niyet kurallarıyla bağdaşmayabilir.

Haysiyetsiz Hayat Sürme Nedeniyle Boşanma Davası Nasıl Açılır?

Bu davayı açabilmek için:

  • Süre sınırı yoktur.
  • Davacı eşin kusursuz veya daha az kusurlu olması gerekir.
  • Deliller büyük önem taşır.

Dava, aile mahkemesinde açılır. Delil olarak:

  • Mesaj kayıtları
  • Tanık beyanları
  • Sosyal medya paylaşımları
  • Ceza soruşturma dosyaları
  • Kamera görüntüleri
  • Sağlık ve bağımlılık raporları kullanılabilir.

Haysiyetsiz Hayat Sürme Nedeniyle Boşanma Davasında İspat

Haysiyetsiz hayat sürme nedeniyle boşanma davası, Türk Medeni Kanunu’nun 163. maddesinde düzenlenen özel boşanma sebeplerinden biridir ve bu iddiayı ileri süren eş, iddiasını hukuken geçerli delillerle desteklemek zorundadır. Boşanma davasında ispat yükü açık şekilde davacı eşe aittir.

  1. İspat Yükümlülüğü Kime Aittir?

Haysiyetsiz yaşamın süreklilik arz ettiğini, evlilik devam ederken sürdüğünü ve ortak hayatı çekilmez hale getirdiğini ileri süren eş, bu iddiaları somut verilerle kanıtlamak zorundadır. Deliller yeterli değilse mahkeme davayı reddeder.

Haysiyetsiz hayat sürme iddiasını ispatlamada kullanılabilecek deliller şunlardır:

  • Tanık anlatımları
  • Fotoğraf, video kayıtları, mesajlaşmalar
  • Sosyal medya paylaşımları, dijital içerikler
  • Ceza davası dosyaları ve mahkûmiyet kararları
  • Polis tutanakları veya idari makamların düzenlediği belgeler

Davacı eş bu delillerden biri veya birkaçıyla iddiasını temellendirebilir.

  1. Hâkimin Takdir Yetkisi

Bu tür davalarda hâkim, tarafların anlattıklarıyla yetinmez; sunulan tüm delilleri birlikte değerlendirerek vicdani kanaatine göre karar verir. Haysiyetsiz hayat sürdüğü iddia edilen eş bu durumu kabul etse bile, hâkimin bağımsız değerlendirme yapma zorunluluğu vardır.

Hâkim:

  • Taraf beyanlarını,
  • Delilleri,
  • Somut olayın özelliklerini

bir arada değerlendirir ve bu boşanma sebebinin gerçekten oluşup oluşmadığına karar verir. Bu yaklaşım, tarafların TMK 163’ü kötüye kullanımını engellemeyi amaçlar.

Haysiyetsiz Hayat Sürme Nedeniyle Boşanma Davasında Tazminat

Haysiyetsiz hayat sürme nedeniyle boşanma gerçekleştiğinde, mağdur eş Türk Medeni Kanunu’nun 174. maddesine dayanarak maddi ve manevi tazminat talep edebilir. Haysiyetsiz yaşam tarzı genellikle ağır kusur sayıldığından, tazminat talepleri çoğunlukla kabul edilir.

  1. Maddi Tazminat

Maddi tazminat, boşanma yüzünden ortaya çıkan ekonomik kayıpları telafi etmeyi amaçlar. Eşin haysiyetsiz yaşam tarzı nedeniyle diğer eşin:

  • İş hayatının zarar görmesi,
  • Toplumsal itibarının zedelenmesi,
  • Evlilik birliği içinde maddi yükümlülüklerin tek taraflı yürütülmesi

gibi durumlarda daha yüksek maddi tazminata hükmedilebilir.

  1. Manevi Tazminat

Manevi tazminat, mağdur eşin kişilik haklarının ihlali nedeniyle yaşadığı psikolojik ve duygusal zararı gidermeyi amaçlar. TMK 174/2’ye göre:

  • Namus, şeref ve saygınlık duygusunun zedelenmesi,
  • Toplumda küçük düşme,
  • Eşin davranışları sonucu manevi baskı altında kalma

gibi haller manevi tazminat talebini haklı kılar.

Mahkeme miktarı belirlerken tarafların ekonomik gücünü, kusur oranını ve olayın ağırlığını dikkate alır.

Haysiyetsiz Hayat Sürme Nedeniyle Boşanma Davasında Yoksulluk Nafakası

Nafaka talepleri, tarafların ekonomik durumları ve kusur oranları dikkate alınarak değerlendirilir. Haysiyetsiz hayat süren eş çoğunlukla ağır kusurlu sayıldığı için nafaka açısından dezavantajlıdır.

Yoksulluk Nafakası

TMK 175’e göre yoksulluk nafakası talep edebilmek için:

  • Ekonomik olarak yoksulluğa düşmek,
  • Kusursuz veya daha az kusurlu olmak gerekir.

Bu nedenle:

  • Haysiyetsiz hayat sürdüğü tespit edilen eş, genellikle yoksulluk nafakası alamaz.
  • Mağdur eş ise daha az kusurlu olması halinde nafaka alabilir.

Mahkeme, nafakanın miktarını belirlerken tarafların gelir düzeyini, giderlerini ve yaşam standartlarını esas alır.

Haysiyetsiz Hayat Sürme Nedeniyle Boşanma Davasında Velayet

Velayet, tamamen çocuğun üstün yararı esas alınarak belirlenir. Haysiyetsiz hayat sürme iddiası doğrudan velayetin kaybedilmesine yol açmaz; ancak ebeveynin yaşam tarzı çocuğu olumsuz etkiliyorsa velayet diğer eşe verilebilir.

  1. Haysiyetsiz Yaşamın Velayete Etkisi

Mahkeme değerlendirme yaparken şu kriterleri dikkate alır:

  • Ebeveynin yaşam tarzının çocuğun güvenliğini tehlikeye atıp atmadığı
  • Çocuğun psikolojik ve sosyal gelişimine etkileri
  • Ev ortamının uygunluğu
  • Sosyal hizmet uzmanı ve pedagog raporları

Örneğin uyuşturucu kullanımı, fuhuş, suç içeren faaliyetler veya çocuğa zarar veren bir yaşam biçimi velayetin diğer eşe verilmesine neden olabilir.

  1. Haysiyetsiz Hayat Süren Ebeveyn Velayeti Kaybeder mi?

Her durumda velayet değişmez. Ancak:

  • Çocuğa zarar veren davranışlar varsa,
  • Yaşam tarzı çocuğun gelişimini olumsuz etkiliyorsa,
  • Ebeveyn çocukla ilgilenemeyecek durumda ise,

velayet büyük ihtimalle diğer eşe verilir.

Haysiyetsiz Hayat Sürme ve Suç İşleme Nedeniyle Boşanma Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Haysiyetsiz hayat sürme nedeniyle boşanma davası, Türk Medeni Kanunu’nun 168. maddesi gereği aşağıdaki mahkemelerde açılır.

  1. Görevli Mahkeme

  • Aile Mahkemesi
  • Aile Mahkemesi bulunmayan yerlerde Asliye Hukuk Mahkemesi (Aile Mahkemesi sıfatıyla)
  1. Yetkili Mahkeme

Dava şu yerlerde açılabilir:

  • Eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesi
  • Eşlerin son 6 ay birlikte yaşadıkları yer mahkemesi

Davacı eş bu iki seçenekten istediğini tercih edebilir.

Dava Açma Süresi

TMK 163, haysiyetsiz hayat sürme nedeniyle boşanma davaları için herhangi bir hak düşürücü süre öngörmemiştir. Bu nedenle eş, bu nedene dayanarak her zaman dava açabilir.

Ancak:

  • Çok uzun süre beklemek,
  • Evliliğin devam ettirilmesi,
  • Haysiyetsiz yaşamın kabul edildiği izlenimini doğurabilir.

Bu durum, hâkimin çekilmezlik şartını değerlendirirken aleyhe yorumlanabilir.

HAYSİYETSİZ HAYAT SÜRME SEBEBİYLE BOŞANMA DAVA DİLEKÇESİ ÖRNEĞİ

YALOVA NÖBETÇİ AİLE MAHKEMESİ’NE

DAVACI : A….. B….. (T.C.: ……………)
ADRES : ………………………………………

VEKİLİ : Av………
ADRES : ………………………………………

 

DAVALI : C….. B….. (T.C.: ……………)
ADRES : ………………………………………

KONU : haysiyetsiz hayat sürme sebebiyle boşanma davasından ibarettir.

AÇIKLAMALAR:

  • Müvekkil A… B… ile davalı C… B…, 01.01.2000 tarihinde evlenmiş olup (EK-1), tarafların bu evlilikten X ve Y isimlerinde iki müşterek çocukları bulunmaktadır (nüfus kayıt örnekleri EK-2).
  • Evlilik birliğinin ilk yıllarından itibaren taraflar arasında çeşitli sorunlar yaşanmış olup, bu sorunların tamamı davalının kusurlu tutum ve davranışlarından kaynaklanmıştır. Davalı eş; müvekkile karşı saygısız, kırıcı ve kaba davranışlar sergilemiş, aile bireylerine karşı da ilgisiz ve sevgisiz bir tavır takınmıştır.
  • Müşterek çocukların doğumundan sonra dahi davalının tutumunda hiçbir iyileşme gözlenmemiş, aksine davalının ilgisizliği ve ailesine karşı duyarsızlığı daha da artmıştır. Davalı; çocukların bakımına, eğitimine ve ihtiyaçlarına yönelik hiçbir sorumluluk almamış; müvekkilin tek başına aileyi ayakta tutmasına sebep olmuştur.
  • Müvekkil, ekte sunduğumuz SGK kayıtlarından da görüleceği üzere (EK-3), uzun yıllardır düzenli bir şekilde … işinde çalışarak ailesinin geçimini sağlamaktadır. Davalı ise evliliğin başlarında kısa süreli işlerde çalışmış, sonrasında çalışma hayatını tamamen bırakmıştır. Herhangi bir geliri olmadığı gibi, ailesinin ekonomik ihtiyaçlarına bir katkısı bulunmamaktadır. Davalı, kendi masraflarını dahi müvekkilin gelirine yüklemektedir.
  • Davalının yıllardır devam eden kumar ve bahis alışkanlığı, aile bütçesine ağır zararlar vermektedir. Başlangıçta eğlence amacıyla oynadığı bahisler zamanla bağımlılık seviyesine gelmiş; davalı elde ettiği parasını kumar oynayarak ve alkol tüketerek heba etmiştir. Kaybettiği dönemlerde öfkeli ve saldırgan bir ruh haline bürünen davalı, hem müvekkile hem de çocuklara karşı kırıcı ve kötü davranışlar sergilemiştir.
  • Davalı, eğlence amacıyla dışarıda geçirdiği gecelerde sık sık alkol almakta, defalarca sarhoş vaziyette eve gelmekte ve aileyi komşular nezdinde küçük düşürmektedir. Komşuların tanıklıkları da bu durumun süreklilik arz ettiğini açıkça göstermektedir.
  • Nitekim davalı, ../../…. tarihinde ….’de kumar oynarken polis tarafından yapılan baskında gözaltına alınmış olup bu durum aileyi derinden sarsmış, müvekkil ve çocuklar toplum içinde utanç duyacak konuma düşürülmüştür (EK-4).
  • Davalının çalışmaması, kumar bağımlılığı, alkol kullanımı ve aileye karşı sorumsuz davranışları nedeniyle evlilik birliği müvekkil açısından tamamen çekilmez hale gelmiştir. Davacı, defalarca iyi niyetli çabalarla davalıyı bağımlılıklarından uzaklaştırmaya çalışmış ancak davalı hiçbir iyileşme göstermemiştir.
  • Türk Medeni Kanunu’nun 174/1 maddesi gereğince, müvekkil kusursuz ya da daha az kusurlu taraftır. Davalının ağır kusurlu davranışları nedeniyle müvekkilin mevcut ve beklenen menfaatleri ciddi şekilde zedelenmiştir. Bu nedenle müvekkilin maddi tazminat talep etme hakkı doğmuştur.
  • Ayrıca Avrupa TMK’nın 174/2 maddesi uyarınca, davalının davranışları müvekkilin kişilik haklarına ağır şekilde saldırmış; müvekkil hem ekonomik hem de psikolojik olarak yıpranmıştır. Bu nedenle müvekkilin manevi tazminat talebi de yasal zemine sahiptir.
  • Müşterek çocukların yaşları küçük olup, eğitim hayatları ve gelişimleri göz önüne alındığında; davalının bağımlılıkları, ilgisizliği ve dengesiz davranışları nedeniyle çocukların davalı yanında kalmaları hiçbir şekilde çıkarlarına uygun değildir. Çocukların yüksek yararı gereği velayetlerinin davacı müvekkile verilmesi zarurettir.
  • Bu nedenle, dava süresince müvekkil lehine tedbiren geçici velayet, dava sonunda ise kalıcı velayet verilmesini talep etmekteyiz.

HUKUKİ SEBEPLER:

HMK, TMK, Avukatlık Kanunu ve ilgili sair mevzuat.

DELİLLER:

Nüfus kayıtları, SGK kayıtları, yerleşim yeri belgeleri, tanık beyanları, mesaj ve fotoğraf kayıtları, polis tutanakları, bilirkişi incelemesi, keşif, yemin ve her türlü yasal delil.
Karşı tarafın sunacağı delillere karşı delil sunma hakkımız saklıdır.

NETİCE-İ TALEP:

Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle ve Mahkemenizce resen dikkate alınacak hususlarla;

  1. Davamızın KABULÜNE,
  2. Tarafların DAVALININ HAYSİYETSİZ YAŞAM SÜRMESİ VE AĞIR KUSURLU DAVRANIŞLARI SEBEBİYLE BOŞANMALARINA,
  3. Küçük yaştaki müşterek çocukların velayetinin davacı müvekkile verilmesine; yargılama süresince geçici velayetin de davacı lehine tesisine,
  4. Her bir müşterek çocuk lehine dava süresince tedbir nafakasına, dava sonunda ise aylık … TL iştirak nafakasına hükmedilmesine; bu miktarın her yıl ÜFE artış oranında artırılmasına,
  5. Davalının ağır kusurlu davranışları sebebiyle şimdilik … TL maddi tazminat ve … TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline,
  6. Davacı lehine aylık … TL tedbir nafakasına ve boşanma sonrası şartların oluşması halinde bunun yoksulluk nafakasına dönüştürülmesine,
  7. Yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine,

karar verilmesini vekâleten arz ve talep ederiz.17.11.2025

Davacı Vekili
Av. ……………………………

YARGITAY KARARLARIYLA KÜÇÜK DÜŞÜRÜCÜ SUÇ İŞLEME VE HAYSİYETSİZ HAYAT SÜRME NEDENİYLE BOŞANMA DAVASI

  1. Haysiyetsiz Hayat Sürme – Evlilik Dışı Birlikte Yaşama

KARAR

“Davalının E. Usluer kimliğini kullandığı, G. Usuler ve F. Polat’la bir müddet evlilik dışı birlikte yaşadığı, bu nedenle haysiyetsiz yaşam sürmenin koşullarının gerçekleştiği ve onunla birlikte yaşaması davacıdan beklenemeyecek hale geldiği sabit olduğu halde, yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru görülmemiştir.”
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 09.11.2009, 2009/16450 E., 2009/19112 K.

ÖZET

  • Sahte kimlik kullanma + birden fazla kişiyle evlilik dışı yaşama davranışı, Yargıtay tarafından haysiyetsiz hayat sürme olarak kabul edilmiştir.
  • Bu davranışın, eşin birlikte yaşamasını beklenemez hâle getirdiği sonucuna varılmıştır.

HUKUKİ YORUM

Bu karar, “haysiyetsiz hayat sürme”nin yalnızca uygunsuz davranışlardan ibaret olmadığını; süreklilik, ağırlık ve toplumsal ahlak kurallarına aykırılık unsurlarını taşıyan eylemlerle oluştuğunu gösterir. Eylemin niteliği objektif olarak evlilik birliğini çekilmez kılmalıdır.

  1. Kasten Adam Öldürme – Küçük Düşürücü Suç – Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 05.06.2012, 2011/21093 E., 2012/15178 K.

KARAR

“Davalının 05.07.2009 tarihinde işlediği kasten adam öldürmek suçundan Aydın 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.01.2010 tarihli 170-5 sayılı kararı ile on beş sene hapis cezasına mahkum olduğu dosyaya alınan ceza mahkemesi kararından anlaşılmaktadır. Maddi vakıanın davalının ikrarı ve diğer delillerle sabit olması karşısında ceza mahkemesi kararının kesinleşmemiş olması sonuca etkili görülmemiştir. Kasten adam öldürmek eylemi “küçük düşürücü” nitelikte olup, bu niteliği gereği birlikte yaşamayı davacı eş bakımından çekilmez kılar ve bu suçu işleyen biriyle birlikte yaşaması davacıdan beklenemez. Türk Medeni Kanunu’nun 163. maddesinde yer alan boşanma sebebi gerçekleşmiştir.”

ÖZET

  • Kasten adam öldürme suçu, Yargıtay tarafından küçük düşürücü suç olarak değerlendirilmiştir.
  • Ceza davasının kesinleşmemiş olması, boşanma bakımından engel görülmemiştir.
  • Suçun varlığı ve ağırlığı, eşin birlikte yaşamaya zorlanamayacağı sonucunu doğurmuştur.

HUKUKİ YORUM

TMK 163’teki “küçük düşürücü suç” kriteri bakımından Yargıtay, kesinleşme aramamaktadır. Ağır ve toplumca küçük düşürücü nitelikteki suçlar evlilik birliğini objektif olarak temelinden sarsar. Burada belirleyici olan, suçun niteliği ve evlilik birliğine etkisidir.

  1. Suçun Evlilikten Önce İşlenmesi – TMK 163’ün Uygulanamaması – Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 27.06.2018, 2016/20524 E., 2018/8173 K.

KARAR

“Dava, Türk Medeni Kanununun 163. maddesinde yer alan suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme hukuksal sebebine dayalı boşanma istemine ilişkindir. Türk Medeni Kanununun 163. maddesi hükmüne göre boşanma kararı verebilmek için suç teşkil eden eylemin evlendikten sonra işlenmiş olması gerekir. Yapılan yargılama ve toplanan delillerden tarafların davalının işlediği suç tarihinden sonra evlendikleri anlaşılmaktadır. Bu halde Türk Medeni Kanununun 163. maddesine dayalı boşanma kararı verilebilmesi için gerekli olan ‘işlenen suç nedeniyle diğer eş için birlikte yaşamanın beklenemez hale gelmesi’ koşulu gerçekleşmediğinden davacının davasının reddine karar vermek gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.”

ÖZET

  • Suçun evlilikten önce işlenmiş olduğu tespit edilmiştir.
  • TMK 163’e göre boşanma sebebinin oluşabilmesi için suçun evlendikten sonra işlenmesi şarttır.
  • Bu nedenle davanın reddi gerektiğine hükmedilmiştir.

HUKUKİ YORUM

TMK 163’ün uygulanabilmesi için zaman şartı çok kritiktir. Eşler, evlilik öncesi fiilleri bilerek evlenmiş sayılır; bu fiiller sonradan boşanma nedeni yapılamaz. Bu karar, madde gerekçesine uygun bir şekilde “evlilik süresi içinde işlenmiş suç” kriterinin katı şekilde uygulandığını gösterir.

  1. Arkadaşlık ve Telefon Görüşmeleri – Haysiyetsiz Hayat Sayılmaz – Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 21.03.2016, 2015/14180 E., 2016/5488 K.

KARAR

“Toplanan delillere göre davalı erkeğin başka bir kadınla arkadaşlık kurduğu ve telefon görüşmeleri yaptığı anlaşılmaktadır. Erkeğin güven sarsıcı bu davranışları, zina yaptığının ve haysiyetsiz hayat sürdüğünün kabulü için yeterli değildir.”

ÖZET

  • Başka kadınla telefon görüşmesi ve arkadaşlık kurulması tek başına zina veya haysiyetsiz hayat sürme olarak kabul edilmemiştir.
  • Yargıtay, eylemin niteliğini “güven sarsıcı davranış” seviyesinde değerlendirmiştir.

HUKUKİ YORUM

Bu karar, mahkemelerin TMK 163’ü geniş yorumlamadığını göstermektedir.
“Haysiyetsiz hayat sürme” için aranan kriterler oldukça ağırdır. Sıradan iletişim, flört niteliğinde davranış veya güven sarsıcı tutumlar, tek başına bu madde kapsamında boşanma nedeni oluşturmaz. Somut olayda davranışın süreklilik, ağırlık ve kamu düzenine aykırılık unsurları bulunmadığından TMK 163 uygulanmamıştır.

  1. Haysiyetsiz Hayat İçin Süreklilik Şartı – Tek Seferlik Davranışın Yetersizliği – Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 26.06.2012, 2011/22536 E., 2012/17686 K.

KARAR

“Davacı kocanın boşanma davası münhasıran “haysiyetsiz hayat sürme” sebebine (TMK m. 163) dayanmaktadır. Haysiyetsiz hayat sürmenin varlığından söz edilebilmesi ve bu sebeple boşanma kararı verilebilmesi için; eşin, sosyal hayatta toplumun genel değer yargılarıyla çatışan, olumsuz nitelikte kabul edilen davranışının süreklilik göstermesi ve bu davranışın diğer eş için birlikte yaşamayı ondan beklenemez hale getirmesi gereklidir. Süreklilik göstermeyen bir defalık bir davranış; Türk Medeni Kanununun 166. maddesindeki evlilik birliğinin temelinden sarsılması durumu için yeterli olabilirse de, haysiyetsiz hayat sürme sebebine dayalı boşanma kararı için yeterli değildir. Davalı kadının bir başka erkekle cep telefonu ile konuştuğu ve mesajlaştığı toplanan delillerle anlaşılmaktadır. Davalı kadının gerçekleşen bu davranışı, davacı koca bakımından birlikte yaşamayı ondan beklenemez duruma getirmiş ise de; sürekliliği olmadığı anlaşıldığından; haysiyetsiz hayat sürme ile Türk Medeni Kanununun 163. maddesindeki boşanma sebebi sabit kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.”

ÖZET

  • Haysiyetsiz hayat sürmenin kabulü için süreklilik gerekmektedir.
  • Bir defaya mahsus mesajlaşma ve telefon görüşmesi, TMK 163 için yeterli görülmemiştir.
  • Ancak davranış, eş açısından birlikte yaşamayı zorlaştırıcı olsa da özel boşanma sebebi oluşmamıştır.

HUKUKİ YORUM

Bu karar, TMK 163’ün dar yorumlandığını ve ağır bir boşanma sebebi olduğu için süreklilik–alışkanlık–yaşam tarzı kriterlerinin arandığını göstermektedir. Tekil eylemler, sadakat yükümlülüğünün ihlali kapsamında değerlendirilse bile “haysiyetsiz hayat” için yeterli değildir. Böyle durumlarda hâkim, somut duruma göre TMK 166 kapsamında boşanmaya hükmedebilir.

  1. Hafif Meşrep Davranışlar – TMK 163 için Yetersiz, TMK 166 için Yeterli – Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 18.04.2013, 2012/24990 E., 2013/10996 K.

KARAR

“Haysiyetsiz hayattan söz edilebilmesi ve bu sebeple boşanma kararı verilebilmesi için, başkalarıyla ilişkinin bir yaşam tarzı olarak benimsenmiş olması ve bu şekilde yaşamanın az veya çok devamlılık göstermesi gerekir. Davalının hafif meşrep davranışlar gösterdiği, başka erkeklerle SMS yoluyla ve sanal ortamda çok sayıda görüşmeler yaptığı, yapılan soruşturma ve toplanan delillerden anlaşılmaktadır. Davalının gerçekleşen bu davranışları ve toplanan deliller haysiyetsiz hayat sürdüğünü kabule yeterli görülmemiştir. Ne var ki; gerçekleşen bu davranışların Türk Medeni Kanununun 185 ‘nci maddesinde yer alan evlilik birliğinin mutluluğunu sağlama ve eşine sadık kalmak yükümlülüğünü ihlal ettiği ve evlilik birliğini ve ortak hayatı sürdürmesi diğer eşten beklenmeyecek derecede temelinden sarstığı da açık ve tartışmasızdır. Haysiyetsiz yaşama ilişkin özel sebep, aynı zamanda Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesinde yer alan genel nitelikteki boşanma sebebini de oluşturur. Davanın, açıklanan özel sebebe (TMK. md. 163) dayalı olarak açılmış olması, delillerin bu sebeple boşanma kararı verilmesine yeterli olmaması durumunda, genel boşanma sebebiyle boşanma kararı verilmesine engel değildir. Davalının kusurlu davranışlarıyla evlilik birliği temelinden sarsıldığına göre, Türk Medeni kanununu 166/1. maddesi çerçevesinde tarafların boşanmalarına karar verilmiş olması sonucu bakımından doğru bulunmuş, davalının bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının açıklanan sebeple reddi ile boşama kararının gerekçesinin değiştirilmesi suretiyle onanması gerekmiş (HUMK. md. 438/9), aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan yönlere ilişkin temyiz itirazları da yersiz bulunmuştur.”

ÖZET

  • Çok sayıda mesajlaşma ve sanal ortamda görüşme olsa dahi, TMK 163 için yaşam tarzı hâline gelme şartı aranır.
  • Deliller, haysiyetsiz hayat sürme için yetersiz bulunmuştur.
  • Ancak davranışların sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği ve TMK 166 çerçevesinde boşanma sebebi oluşturduğu kabul edilmiştir.
  • Yargıtay, mahkemenin sonucu doğru olmakla birlikte gerekçesini TMK 166 olarak değiştirmiştir.

HUKUKİ YORUM

Bu karar, özel boşanma sebebi olan TMK 163’ün uygulanamadığı durumda hâkimin TMK 166’ya geçebileceğini göstermektedir.
Haysiyetsiz hayat bakımından gereken ölçüt çok yüksektir:

  • Davranışların sürekliliği,
  • Bir yaşam tarzı hâline dönüşmesi,
  • Eşin toplum içindeki saygınlığına ağır nitelikte zarar vermesi gerekir.

Bu şartlar yoksa, fakat sadakat ihlali mevcutsa, boşanma TMK 166’dan verilir. Bu karar, uygulamadaki önemli bir ayrımı netleştirmektedir.

Sık Sorulan Sorular (SSS)

  1. TMK 163’e göre boşanmanın şartları nelerdir?

TMK 163’e göre boşanma için iki temel şart vardır: Eşin küçük düşürücü bir suç işlemesi veya haysiyetsiz bir hayat sürmesi.

  1. Eşin suç işlemesi boşanma sebebi sayılır mı?

Evet. Eşin küçük düşürücü nitelikte bir suç işlemesi, diğer eşe boşanma davası açma hakkı verir.

  1. Hangi suçlar boşanma sebebi olarak kabul edilir?

Toplumda utanç verici, yüz kızartıcı veya kişinin sosyal saygınlığını zedeleyen suçlar boşanma sebebi olabilir. (Ör: hırsızlık, dolandırıcılık, fuhuş vb.)

  1. Suçun evlilikten önce işlenmiş olması boşanma sebebi olur mu?

Hayır. TMK 163 gereği suçun evlilik birliği devam ederken işlenmiş olması gerekir.

  1. Eşin işlediği suçun kesinleşmiş olması gerekir mi?

Genellikle evet. Mahkeme, suçun işlendiğine dair güçlü delil veya kesinleşmiş mahkeme kararı görmek ister.

  1. Haysiyetsiz hayat sürme ne demektir?

Toplumca ahlaka aykırı görülen, sürekli hale gelmiş, düzenli yaşamdan uzak davranışlar haysiyetsiz hayat sürme sayılır.

  1. Haysiyetsiz hayat sürme boşanma için yeterli midir?

Evet. Davacı eşin bunu kanıtlaması boşanma için yeterlidir.

  1. Suç işleyen eşe karşı hemen boşanma davası açmak gerekir mi?

Hayır. Ancak çok uzun süre beklemek hakkın kötüye kullanımına girebilir.

  1. Küçük düşürücü suç nasıl belirlenir?

Yargıtay uygulamasında toplumun genel değer yargılarına bakılarak değerlendirilir.

  1. Eşin bir suçtan şüpheli olması boşanma sebebi sayılır mı?

Tek başına şüpheli olmak yeterli değildir. Suçun işlendiğini gösteren deliller olmalıdır.

  1. Suç işleyen eşin ceza almasından sonra boşanma davası açılabilir mi?

Evet. Ceza davasının sonucu boşanma davasına delil olarak sunulabilir.

  1. Haysiyetsiz hayat sürme nasıl ispatlanır?

Tanık beyanları, mesaj kayıtları, sosyal medya içerikleri, kolluk tutanakları gibi delillerle ispatlanabilir.

  1. TMK 163 kapsamındaki boşanma davası kusura dayalı mıdır?

Evet. Suç işleyen veya haysiyetsiz hayat süren eş kusurlu kabul edilir.

  1. Davacı eşin kusuru boşanma davasını etkiler mi?

Davacı eşin ağır kusuru varsa dava reddedilebilir; ancak TMK 163 çoğunlukla kusurlu eşe yönelik açıldığı için bu durum nadirdir.

  1. Küçük düşürücü suç işleyen eş tazminat ödemek zorunda kalır mı?

Evet. Diğer eş lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilebilir.

  1. Suç işleyen eşin pişman olması boşanmayı engeller mi?

Hayır. Suç işlendiği ve evlilik birliğini temelinden sarstığı sürece pişmanlık sonucu değiştirmez.

  1. Haysiyetsiz hayat süren eşe karşı nafaka talep edilebilir mi?

Evet. Davacı eş, yoksulluk nafakası, iştirak nafakası ve tazminat talep edebilir.

AKLINIZA TAKILAN SORULARI SORABİLİRSİNİZ

Thanks for sending Email!

Processing...

Diğer Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir